Ben hep hayaller kuran, iç dünyasında yolculuklar yapan bir çocuktum. İzlediğim filmler, oynadığım oyunlar, dış dünyadaki her şey… Tüm bunlar, hayal gücümü şekillendirdi. Bir hayalim vardı: “Benim Sihirli Dünyam.” Kendi kurallarımın geçerli olduğu, bambaşka bir dünya… Bu dünyada, büyücüler ve insanlar vardı.
O dünyada büyük bir ato (büyü gücü) olan güçlü büyücüler hüküm sürüyordu. Büyücülerin kalelerinde ise kudretli eşyalar bulunuyordu. Mesela, “Sonsuz Alev” adında bir alev vardı. Sonsuza kadar yanabilen, çok kuvvetli bir alevdi bu. Bu dünyada dev canavarlar ve korkutucu ejderhalar da vardı. Ejderhaların en büyüğü “Bombele” adını taşıyordu; 50 metreyi aşan devasa bir yaratık.
Büyücüler, bu tür ejderhalarla sınıf atlamak için mücadele ederlerdi. Bombele gibi devasa bir ejderhayı yenen büyücüler, altına saklanan yumurtayı alarak bir üst sınıfa geçerlerdi. Bu dünyada insanlar, yüksek binalar yapıp para kazanmak için çaba harcardı.
Bu dünyada yalnızca bir kural vardı: Büyücüler, insanlardan gizlenmeliydi. Onların varlıkları, insanların dünyasında bilinmemeliydi. Bu kuralın tek istisnası, büyücünün hayati bir tehlike ile karşı karşıya kaldığı an olurdu. Ancak o zaman, büyü kullanmalarına izin verilirdi.
İşte, bu benim hayal dünyamdı. Burada, her şey mümkün ve her şey bir kurala dayanıyordu.
