Benliğin Mahkemesi

Vakit, benliğin kendi hakikatine ulaşmayı arzuladığı vakitti zira nefsini bilen hepsini bilir. Nefs mevcudiyetinin azâlarının vasıflarına vâkıf olmak istiyor, çünkü kendi kemâlini talep ediyor.Benlik kendisindeki delilleri/hakikatleri idrak etmek  istiyor ki âfaktakileri idrak etsin, böylece bilsin ve bildiğiyle eylesin.

Bir bütün olan benlik bu bütünlüğün cüzleri olan kendi azâlarına karşı bir hakem kesilsin ki onları mahkeme etsin.Vücudunun azâlarını şu sekiz esas kısım ile taksim etti: “Akıl, kalp, kulak, dil, göz, mide, el, ayak”. Nefs, bu kısımlara kendilerini tanıtmalarını ve kendi değerlerini diğerlerine mukayese etmelerini emretti.

Akıl:Ben ki doğruyu yanlışla ayırt eden; gözlerin göremediğini gören, kulakların duyamadığını işiten, dillerin konuşamadıkları konuşan, ellerin inşa edemediklerini inşa eden, ayakların basamadığı hakikatlere basanım ben.Ağır bir çekicim ve nesnelerin anlamlarını inşa eden ve anlamlarını yıkanım ben.Şeylere değerlerini biçen ve şeylerin değerlerini keşfedenim ben.

Kalp: Ben ki o kâşife/Akıla keşfetme arzusunu takdim eden, doğruyu isteyen ve yanlışı pisleyen ama ikisini de bilmeyen.Biçilmiş ve keşfedilmiş değerlere bir üst-değer olarak sevgi ve nefreti, itaat ve masiyeti verenim, aşkı verenim ve ateşini. Temizliğimde hakikate ulaşır benlik ve kirliliğimde bâtıla.Ben mühürlendiğim vakit ne kulaklar işitir, ne gözler görür ve eller kurur.Ben bedende bir et parçasıyım ki ben düzgünsem bütün beden düzgün olur, ben bozuk isem bütün beden bozulur.

Kulak:Ben ki  kalplerden kalplere iletenim iletiyi, ne akıl ne kalp bensiz işitir sesi. Bana iletilen hakikat ise kalp temizlenir ve tüm vücut, bana iletilen bâtıl ise kalp kirlenir ve tüm vücut.

Dil: Ben aynasıyım benliğin, kulaktan ne girer benden o çıkar,akıl ne düşünür ben onu düşündürür, kalpte hisler benimle ister ve benden çıkan güzel söz, kökü sağlam, dalları göğe doğru yükselen bir ağaç gibidir ki insanları kuru ruhlarını hakikatle yeşertir.

Göz: Ben ki tüm âzâlardan çok arzularım hakikati öyle ki ışıksız olurum âmâ. Nesnelere çarpan nur ile nesnenin hakikatini çarparım beyne.Akıl yine sadreder kötü fikri, kulak yine işitir boş sözü, dil yine konuşur küfrü, el yine alır pisliği, kalp yine de sever kötüyü. Ama ben karanlıkta körüm,var mı ışığı benim gibi seven?

Mide:Ben mide, vücut çalışır bana girenle. baştan sona şehvetim ben, ne kadar sermaye bana ayrılırsa o denli isterim fazlasını.            İstencim ben ama gafil bir istenç. Akıl yaşamak için yenilmesini öğütler vücuda, ben ise yemek için yaşamayı emrederim.Vücuda hükmeden ben isem ben zararım benliğe ama bana hükmedilirse aç mide doygun bir ruha yol olur.

Ayak: Ben ayaktaki vücudun ağırlığını çeken ve durmuş vücutta rahat edenim, bana kalsa insân sabit kalmalıdır, böyle olsa insan ziyan olurdu bu yüzden ayaklar baş olmamalı.Akıl ve kalp ilerletir beni, ışığa götürseler ne âlâ.

Hakem benlik bu beyanlardan hareketle şöyle hükmetti: Akıl ve kalptir vücudun efendisi ,onların ilmi maddeyi aşmıştır zira, onlar ıslah olmuş ise vücut ıslah olmuştur. Akıl hakkı bulur ve takdis eder bâtılı ise tekzib eder, kalp akıla biat eder ve hakkı tasdik eder ve onu ister böylece aklada hayatını veren kalp tüm vücuda tahakküm eder ve vücudu tezkiye eder bu tezekki ise temiz kalbin hakikate duyduğu aşkın ateşi ile yanması ve vücuttaki pisliğin kül olup uçmasıdır ve geriye arî,pür ve kâmil bir nefsin kalmasıdır. Böylece nefis kendini bildi ve yolun yarısını kat etti, bildiğiyle eylerek temizlenmiş ruhunu dış güzelliklerle süsleyecekti, kozmosla.

(Visited 18 times, 1 visits today)