Gözlerimi açtığımda inanamadım. Daha önce hiç görmediğim, bilmediğim bir yerdeydim. Karşımda hiç tanımadığım üç kişi duruyordu ve sırayla kendilerini tanıttılar.
Mavi kanatları olan biri konuştu:
— Merhaba, ben L5. Bu sarayın efendisinin ilk ve en sevdiği oğluyum. En sevdiğim şeyler sinemaya gitmek ve öğlen uçmak. Öğlen uçmak çünkü sabah soğuk, ikindi bulutlu, akşam sıkıcı ve gece karanlık oluyor.
Keskin tırnakları ve parlayan sarı saçları olan diğer kişi öne çıktı:
— Selam, ben F5. Sarayın mimarı ve bilim insanı Michel’in tek ve biricik çocuğuyum. Araştırma yapmayı severim.
En son yüzünü örten ve uçları kırmızı saçlı biri kendini tanıttı:
— Ben de C5.
Beni bir toplantıya davet ettiler. İlk başta gitmek istemedim ama ikna oldum. Toplantı salonuna gittiğimde insan gibi görünen varlıklar gördüm ve yanımda oturanlardan biri bana dönerek:
— Ben bu sarayın efendisi Lord Zack. Aranızdan hanginiz insandır, diye sordu.
Az önce tanıştığım L5, F5 ve C5 tek bir vücutta birleşip Griffin’e dönüştüler. Ben de:
— Ben bir insanım, diyebildim. Bunun üzerine Zack:
— O zaman seninle gücümü paylaşacağım, dedi. Turuncu bir ışık parladı ve gözlerimi açtığımda hiçbir şey göremedim.
Yaklaşık bir saat sonra L5:
— Harika, artık görebiliyorsun, dedi.
F5 ekledi:
— Artık zamanı durdurabilir, portal açabilir, ışınlanabilir, nesneleri dokunmadan hareket ettirebilir ve uçabilirsin.
Daha sonra bizi buraya hapseden kalkanı kuran kişileri yenmemiz gerektiğini anlattılar. Dört yıl süren acımasız ve zorlu bir eğitimden sonra güçlerimizi ve bedenlerimizi kontrol etmeyi öğrendik.
Savaş günü geldi. Kuş formuna dönüp zırhlarımızı giydik. Yüz bin kişilik bir ordu bizi bekliyordu. Komutan alaycı bir kahkaha attı:
— Ben büyük bir anka kuşu bekliyordum. Küçük bir kanarya değil.
Eğitimde öğrendiğimiz “Hayali Uyku” taktiğini uyguladık. Kalbimiz saniyede yüz kere attı, sekiz kez tüy döküp kanat çırptık ve büyüyü yaptık. Düşmanlar bir anda yere yığıldı.
Savaşın ardından C5 dedi ki:
— Biz burada dokuz yıldır hapisiz. Teşekkürler. Kalkan birazdan yok olacak. Vedalaşalım.
Lord Zack bize birer bileklik verdi:
— Bu bilekliği takarsanız her üç rüyada bir aynı rüyada buluşacaksınız. Çıkarmak istemediğiniz sürece asla çıkmaz.
Bilekliği taktım ve uyandım. Annem sıcacık bir kahvaltı hazırlamıştı. Her şey normale dönmüştü… Ta ki iki hafta sonra L5, F5 ve C5 ile rüyamda tekrar buluşana kadar. Bu buluşmalar artık küçük ve eğlenceli bir rutin hâline gelmişti.
