İnsanlar, doğası gereği hep daha iyisini, rahatını, gelişmişini arayan bir canlıdır. Hedef hep daha niteliklisini insanlara sunmaktır ve bu hedef yolunda adımlar atılmaktadır. Araştırmalar yapılıyor, günden güne dünya daha çok gelişiyor ve ilerliyor. İlk defa insanoğlunun ateşi keşfetmesinden yana ne kadar çok zaman geçti, değil mi? Dahası bu ilerleme sadece bir alanda değil, birçok alanda gerçekleşmiştir. Tıptan tutun da mühendisliğe, ekonomiden tutun sanata kadar pek çok farklı bölümde pozitif değişiklikler yaşanmıştır. Bu bölümlerden biri de bilimdir. Bilim farklı dallara ayrılır; arkeoloji, tarih, coğrafya, biyoloji gibi örnekler verilebilir. İnsanların hayatını kolaylaştırmak sadece uçan arabalar yapmak değildir. İnsan vücudu mükemmel yaratılmış ve akıl almaz bir şeydir. Bütün iç organlarımız birbirine uyumlu çalışmakta ve yaşamamızı sağlamaktadır. Fakat büyüklerimizin dediği gibi her şeyin fazlası zarardır; bu nedenle bir şeyin dozunu kaçırınca veya pek çok nedenden dolayı bu uyum bozulabilir. Düzenin bozulması birden fazla ölümcül hastalığa sebep olabilir ve her yıl milyonlarca insanın hayatını ellerinden alabilir. Bu yüzden bilim insanları uçan arabalardan çok, önce bu arabaları yapacak insanların sağlığına odaklanmıştır. Sürekli deneyler yaparlar, aşılar üretirler hatta insan genetiğiyle bile oynarlar. Genetikle oynanması size yeni bir haber olmamalı çünkü bu sıralar gündemde bu haber çok yer almaktadır. Bazıları insan genetiğine müdahale etmenin bilimin doğal bir ilerleyişi olduğunu savunurken, bazıları etik bir sınır ihlali olduğunu savunmaktadır.
İnsan genetiği ile oynamak ve oradaki Adenin ile Timin arasındaki bağı bozmak göründüğü kadar kolay bir iş değildir. Bu, bize bilimin ne kadar ilerlediğini aslında çok basit bir şekilde kanıtlıyor. Eğer daha çok ilerlemek istiyorsak, bilimin bize sunduğu imkânları reddetmek yerine onları dikkatli ve bilinçli bir şekilde kullanmalıyız. İnsan genetiğine müdahale etmek, özellikle nesilden nesle aktarılan genetik ve insan hayatına zararlı hastalıkların önlenmesi açısından büyük umut taşımaktadır. Örneğin eskiden bazı genetik hastalıklar fert daha anne karnında iken tespit edilebilse de önlenemediği için birey doğduktan sonra hayat kalitesini ciddi oranda düşürmekteydi. Gen değiştirmek için kullanılan teknolojiler sayesinde bu hastalıkların ortadan kaldırılabilmesinin mümkünatı olursa, hem bireyin hem de toplumun geleceği iyileştirilecektir. Bu yönden bakıldığında genlerimize müdahale edilmesi, bilimin insan hayatını iyileştirme amacının doğal bir uzantısıdır.
Buna zıt olarak konu yalnızca sağlık çerçevesinde kalmamış ve etik sorunları da beraberinde getirmiştir. İnsanların doğasında daha iyiyi hedeflemek olduğu gibi istediğini elde etmek de vardır. Genetiğin değiştirilebilmesi yaygınlaştıktan sonra göz rengi, boy ya da saç rengi gibi özelliklerin isteğe bağlı olarak parayla değiştirilebilecek olması toplumda eşitsizliğin artmasına neden olacaktır. İnsanlar bir nevi bebek tasarlarken bu bebekleri bir ürün gibi görmeye başlayabilir. Ayrıca genetik mühendisliğinin uzun vadeli sonuçları henüz tam olarak bilinmemektedir ve bu alan kesin sonuçlar vermemiştir. Bilimsel bir hata sadece bir bireyi değil, bir toplumu hatta gelecek nesilleri etkileyebilir. Bu nedenle etik sınırların net bir şekilde çizilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak insan genetiğinin değiştirilmesi ne tamamen bilimin sonucu olarak doğal bir ilerlemedir ne de bütünüyle etiktir; fakat bilimin doğal sonucu olması daha baskındır. Hastalıkları önlemek ve insan yaşamını korumak için dikkatli ve bilinçli bir şekilde kullanılmalıdır. Ancak bebek tasarlamak gibi nedenler için kullanılmamalıdır; bu, etik değerleri zedeleyebilir. Bilim ilerlerken insanlık değerleri de korunmaya devam edilmelidir.
