Yağmur günlerdir durmadan yağıyordu.Herkes evlerine kapanmıştı.Ela şöminenin yanında oturmuş elindeki fotoğraflara bakıyordu.Fotoğrafların birinde gülümseyen bir adam vardı bu adam Ela’nın babasıydı, Ela babasını iki yıl önce bir kazada kaybetmişti.Ela babasını kaybettiğinden beri eskisi gibi evlerinde mutluluk kalmadı sessizlik artık o evin en tanıdık sesi olmuştu.Evin duvarları bile sanki konuşmayı unutmuş gibiydi.
Ela babasına çok düşkündü babasını kaybetmek onu çok etkiledi.Hayatının en büyük parçası artık onunla birlikte değildi .Ela eskisi gibi mutlu olamıyor, adeta gözlerindeki ışık sönüyordu. Bazen geceleri uykusu kaçıyor, babasının sesi kulağında yankılanıyordu. Pencereden dışarı bakıp, yağmurun sesine karışan anılarını dinliyordu.Babasının ona anlattığı hikayeleri hatırladıkça, içinde bir özlem bir boşluk hissediyordu.Her şey yerinde olmasına rağmen ev eksik hissettiriyordu.
Annesi her sabah erken kalkar, tarlaya giderdi.Ela ise okula yürürdü.Kıyafetleri ayakkabıları çamur içinde kalırdı ama hiç şikayet etmezdi.Hiçbir etkene aldırmadan yokuşu tırmanırdı.Öğretmeni Ela’nın sessizliğini fark etse bile Ela’yı kendi haline bırakırdı. “Zamanla konuşacak “derdi kendi kendine.Yaralarının kurumasını bekliyordu.
Bir sabah okulun bahçesinde bir duyuru asılıydı “Fidan Dikerek Baharı Karşılayalım.” Ela önce ilgilenmedi.Ama sonra öğretmeni yanına gelip “Ela sen de katılsana”dedi.”Baban doğayı çok severdi, değil mi? Belki bu etkinlikle babanı anmış olursun.” Ela’nın içi bir anda ısındı aklına babası geldi.Hocasının sorusuna kafasını sessizce sallayarak cevap verdi.O günden sonra etkinlik gününü sabırsızlıkla beklemeye başladı.
Etkinliğin olduğu gün sanki yüz yıl boyunca sürmüş gibi hissettiren yağmur sona ermişti arkasında mis gibi kokan bir koku bırakmıştı.Gökyüzü hâlâ bulutluydu ama hava artık umutsuz görünmüyordu.Ela küçük bir çukur kazdı, elindeki fidanı yavaşça yerleştirdi.Toprağı kapatırken ellerine temas eden toprağın içinde bir şey onardığını hissediyordu.Rüzgar hafifçe esti, fidanın yaprakları dalgalanmaya başladı.
Ela ellerini yavaşça toprağa bastı, gözlerini kapadı.”Babama olan sevgimi seninle paylaşacağım.” dedi. O an, ilk kez kalbinde bir kıpırtı hissetti. Ne acı tamamen geçmişti ne de kayıp unutulmuştu ama o küçük fidanla birlikte bir şey değişmişti.Günler geçtikçe Ela her sabah okuldan sonra fidanını sulamaya gitti. Her defasında biraz daha uzadığını gördü. Ve her defasında biraz daha gülümsedi. Artık gökyüzü hep gri değildi; bazen maviye dönüyordu.Bir gün, öğretmeni uzaktan Ela’yı izlerken içinden geçirdi: “Umudu yeniden yeşeriyordu.”Ve gerçekten de, o fidan gibi Ela’nın içindeki umut yeniden filizlenmişti.Ela o fidanın babasından ona olan bir hediye olduğunu düşünüyordu belkide haklıydı. Ela’nın artık yaşama tutunmak için annesi dışında bir sebebi vardı.
