Bir Fidye Hikayesi

 Perşembe günü okul çıkışında dört arkadaş dolaşırken iki adam çıkıp bir anda Mert’in kolundan çekti ve onu kaçırdı. Tabii biz de hemen adamların peşinden gidiyorduk. Olaylar bir anda olmuştu, şaşkındık. Adamlar onu bir gemiye doğru götürüyordu. Anladık ki fidye isteyeceklerdi ama bizim düşündüğümüz bu değildi. Asıl düşündüğümüz, gemiye nasıl binecek olduğumuzdu.

 Salih “Ben adamları oyalarım.” dedi. Biz de bir şey demedik. Salih geminin girişindeki adamlara soru sorarken biz içeri sızdık. Artık gemi kalkmadan arkadaşımızı bulmalıydık. Kocaman bir gemiydi, neredeyse bütün odaları geziyorduk. Sonunda arkadaşımız Mert’i bulduk. Elleri ve ayakları bir sandalyeye bağlıydı. Onu çözdük. Tam kaçmak üzereyken kapıda bir adam belirdi. İşte tam o anda çok korkmuştum ama bir anda Salih belirdi ve adamın kafasına bütün gücüyle köşedeki vazoyla vurdu.

 Arkamıza bakmadan kaçmıştık. Salih olmasa ne halde olacağımızı düşünmek bile istemiyorum. Gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım, meğer rüyadaymışız. Çok büyük bir rahatlama gelmişti ama yine de birkaç gün boyunca korkuyordum.

(Visited 4 times, 1 visits today)