Bir günlüğüne geçmişe gitme şansım olsaydı, hiç düşünmeden Atatürk’ün yaşadığı döneme, özellikle de Cumhuriyet’in ilan edildiği güne giderdim. O gün orada olmayı, halkın yüzündeki umudu, inancı, sevinci görmeyi çok isterdim. Düşünsene, yıllarca süren savaşların ardından yepyeni bir ülke doğuyor ve herkesin içinde “Artık kendi geleceğimizi biz yazacağız.” duygusu var.
O heyecanı hissetmek, tarihin akışını değiştiren o büyük anın tanığı olmak inanılmaz olurdu. Ankara’da Meclis’in önünde olurdum muhtemelen. İnsanların “Yaşasın Cumhuriyet!” diye bağırışlarını duymak, o kalabalığın bir parçası olmak bile yeterdi bana. Atatürk’ü uzaktan da olsa görebilsem, bir teşekkür edebilsem… O kadar büyük bir lider ki sadece sözleriyle değil, kalbiyle de insanlara güç vermiş.
O gün onun halkıyla olan bağını, vatan sevgisini ve kararlılığını görmek benim için hayatta unutulmaz bir an olurdu. O gün orada olsaydım, Cumhuriyet’in değerini bugünkünden bile daha derin hissederdim. O günü yaşamak bana sadece geçmişi değil, geleceği de öğretirdi. Belki sadece bir gün sürerdi ama o bir gün bana bir ömür boyu yol gösterirdi. Çünkü Cumhuriyet, bir milletin yeniden doğuşunun adıdır.
