Merhaba, benim adım Tom. Afrika’da Maasai Kabilesi’nde ben ve ailem birlikte yaşıyoruz. Buralar sizin yaşadığınız yerlere benzemiyor. Çok güzel ama çok sıcak. Biz sıcağa alışkınız. Vahşi hayat zor, hayatta kalmak için hep dikkatli olmak zorundayız. Sizin farkında bile olmadığınız, her zaman ulaşabildiğiniz şeylere bizler her zaman mücadele ederek ulaşmaya çalışıyoruz. Kabilemiz savaşçılar ve çobanlar olarak bilinir.
Şimdi sizlere bir günümü anlatacağım. Buralarda gün, güneşin doğuşuyla başlar. Yani sabah erkenden kalkarız. Kardeşlerimi de uyandırıp babamın bizim için yaptığı hayvan derisi terliklerimizi giyer ve erkenden yola koyuluruz. Çalıştığımız fabrika, yaşadığımız köye yürüyerek üç saat uzaklıkta. Bu yüzden erkenden yola çıkarız. Kahvaltımızı, yoldaki meyve ağaçlarından bulabildiğimiz meyveleri kardeşlerimle bölüşerek yaparız. Şanslı günümüzde annemiz bizim için undan ekmek yapar ama maalesef her zaman ekmeğimiz olmaz. Bazen aç kalırız. Ben bu duruma alıştım ama küçük kardeşim açlığa dayanamıyor. Karımıza ip bağlarız ve kardeşimi sırayla sırtımıza alırız.
Biz tuğla fabrikasında çalışıyoruz. Günde en fazla iki yüz tuğla dizebiliyoruz ve günde 5 dolar kazanıyoruz. Fabrikada temiz su içtiğimiz için şanslıyız. Eve dönerken hava kararıyor ve yolda bulduğumuz çamurlu suları içebiliyoruz. Eve geldiğimizde annem bize pirinç lapası hazırlıyor. Şanslıysak babam, bizim için av hayvanlarından yakalarsa et yiyebiliyoruz ama bu çok nadir oluyor. Yemeklerimizi yedikten sonra dua edip yatıyoruz.
İşte benim bir günüm…
