BİR KIVILCIM

Ankara’da yaşayan, normal  bir hayatı olan bir kız çocuğu vardı. Bu kızın adı Fatma’ydı. Fatma okula gitmeyi hiç sevmiyordu çünkü dersleri kötüydü. Bu nedenle okula gitmeye hiç hevesi kalmamıştı. Her sabah oflayıp puflayıp ancak evden çıkıyordu. Bunu fark eden ailesi, Fatma’ya özel ders hocası tutmak istedi, belki hevesi geri gelir diye ancak bu da işe yaramadı. Ailesi bir çözüm arıyordu ancak bulamıyordu.

Zaman geçti ve Fatma, sınıfındaki zeki ve çalışkan bir arkadaş edindi. Bu arkadaşı zaman içerisinde Fatma’ya örnek olmaya başladı. Fatma artık okula gitmek için kendini zorlamıyordu, her sabah oflamıyordu. Ailesi bu durumdan çok memnun kaldı ve Fatma’ya arkadaş açısından çok iyi bir seçim yaptığını söyledi.

Daha sonradan fark ettiler ki Fatma’nın eskiden ruhunun daha motivasyonsuz olması, derslerinin kötü olması, ailesine daha haşin davranması gibi olaylar arkadaş çevresinden kaynaklanıyordu. Fatma’nın eski arkadaşları onu kötü etkiliyor ve olumsuz örnek oluyordu. Fatma bu kötü arkadaş çevresinden kurtulunca  sanki yenilenmiş gibi bambaşka biri olmuştu. Artık ailesi ile daha fazla zaman geçiriyor, çevresine daha nazik davranıyor, derslerine çalışıyor ve en önemlisi kendini seviyordu.

Yeni arkadaşının ismi Doğa’ydı ve mükemmel bir kızdı. Fatma’ya bambaşka bir kişilik geliştirmiş, onu pozitif açıdan etkilemişti. Ailesi bu yüzden Doğa’yı çok seviyordu ve bir gün onu yemeğe çağırdılar. O gün bol bol sohbet ettiler, güldüler ve en önemlisi  keyifli vakit geçirdiler.

(Visited 5 times, 1 visits today)