Ben Belinay. Baskıcı bir ailede doğmuş, özgür ruhlu bir kızım. Aslında “baskıcı bir annesi olan” demek daha doğru olur. Babam yaptığım şeyleri pek önemsemiyor hatta aslında hiç. Bazen onun tarafından görülmek istiyorum ama yaptığı tek şey, gece yarısı eve gelip “Arkadaşlarımla iş yemeğindeydik!” diye bağırıp çağırmak. Her neyse… Anlatmak istediğim olay daha yeni yaşandı, bu yüzden anlatmak için sabırsızlanıyorum. Hemen başlayayım.
Beş gün önce pazartesiydi ve annem her zamanki gibi beni okuldan almaya gelmedi. Ben de her zamanki gibi, arkadaşlarıma mahcup olmamak için “Annem geliyor, siz beklemeyin, gidin.” diye yalan söyledim. Akşam, benim için gayet normal başlamıştı yani.
Eve doğru telefonuma bakarak yürürken (evde bakmama izin verilmiyor) yolda anneme rastladım. Stresten ellerim terlemeye başlamıştı bile. Annem, sinirli bir şekilde kaşlarını çatarak “Telefon konusuna girmeyeceğim bile, onunla evde ilgileniriz babanla. Neden beni dinlemiyorsun?” diye yine beni azarlamaya başladı ama ben, alışılmadık bir şekilde sözünü kestim. Bağırarak “Hayır anne, kendini ve özellikle beni kandırma artık! Babam hiçbir zaman benim sorunlarımla ilgilenmeyecek. Eve hangi saatte geldiğini söylemiyorum bile. Ben senin bu annen ne dediyse odur, bakış açısından da sıkıldım artık.” diye bir çırpıda içimi döktüm. Oh be! O an ne kadar rahatladığımı hâlâ hissedebiliyorum.
Tabii ki bunun karşılığında annem bana sarılmak ya da duygularımı anladığını söyleyip benimle konuşmak yerine, kendi öz kızına küfürler yağdırmaya başladı. Çok hadsizmişim, bana sağlanan imkânların değerini bilmiyormuşum, sabah beni alacağını söylemiş ama unutmuşmuş… Falan filan. Bunları söyledikten sonra telefonumu elimden çekiştirerek aldı ve yol kenarındaki çamurlu bir su birikintisine fırlattı. Ben ağzım açık bir şekilde kalakalmışken annem arabasına binip gitti. Ben de yürüyerek eve döndüm. Amacının, her konuşmamızda bana ne kadar fedakârlık yaptığını vurgulayarak beni manipüle etmek olduğunu bildiğim için onu dinlemek bana zaman kaybı gibi geliyor. Bu yüzden arabasına binmediğim için mutluydum.
Eve vardığımda annemin ve babamın (babamı söylemeye gerek var mı?) evde olmadığını gördüm. Pek de umursamadım çünkü hayatlarında çok da önemli bir yerim olmadığını düşünüyorum. Beni yok saymaları artık normal geliyor. Evde kimsenin olmadığından emin olduktan sonra yatağıma uzandım ve duvarda asılı olan, babamın ben daha 13 yaşındayken sinirlenip yarısını yaktığı, çok sevdiğim bir müzik grubunun posterine bakmaya başladım.
Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Işık o kadar parlaktı ki bir an, hayatımın tamamı bir kabusmuş da ben yeni uyanıyormuşum gibi hayal kurdum. Çok mantıksızdı ama annemler eve gelince gerçekten öyle olabileceğini düşündüm. Evet, annemler! Babam da yanındaydı. Bu kez ikisi birden “Belinay, güzel kızımız. Seni çok seviyoruz. Umarım aldığımız bu hediyeyi beğenirsin.” diyerek bana bir hediye uzattılar.
Rüyada mıydım? Eğer öyleyse bir daha uyanmak istemiyordum. Özenle sarılmış hediye kutusunu açtım ve içinde bir not buldum:
“Sen mutlu ve birbirini seven ebeveynler istiyordun, Belinay. Ben de isteğini yerine getirdim.”
Korkunçtu. Sanki biri annemle babamı öldürmüş, yerlerine onların iyi kalpli ve sevecen ikizlerini koymuştu. Notu okuyunca yavaşça gülümsemem soldu ve kuşku dolu gözlerle onlara baktım. Yavaş adımlarla yaklaşarak “Siz kimsiniz?” diye sordum.
“Biz annen ve baban değiliz, Belinay. Sandığımdan daha akıllı çıktın.” dedi anneme benzeyen kadın. “Biz senin zihninde varız.”
Sonra gözlerim karardı, bayıldım ve gerisini hatırlamıyorum.
Hastanede uyandığımda annemle babamı gördüm. Kavga ediyorlardı ama ben uyanınca babam alnıma bir öpücük kondurdu. “Kızım, iyi misin? Kan şekerin çok düşmüş. Evde tek başınayken bayılmışsın. Neyse ki yatağındaydın da bir şey olmadı.” dedi.
İnanamıyorum… Bu gerçekten babam mıydı? Rüyada olup olmadığımı anlamak için anneme dönüp “Anne, seni seviyorum.” dedim. Annem ise “Hiç öyle şımarıklık yapma! Telefonunu kendi harçlıklarınla çıkaracaksın haa!” diyerek güldü.
Hayır, rüyada değildim. Bu yaşananlardan çıkaracağım tek bir şey varsa, o da ailem her ne kadar mükemmel olmasa da onlardan memnun olduğumdur. Yine de on gün sonra olacak yeni yıla telefonsuz girmek pek hoşuma gitmiyor!
