Bir gün öğlen futbol kursundan dönmüştüm. Eve geldikten sonra banyo yapmaya gittim yüzümden yorgunluğum seziliyordu. Sıcak bir duş aldıktan sonra bir şeyler atıştırıp salondaki koltuğa uzandım. Biraz uzanıp yattıktan sonra kalktığımda, gözlerimi açtığımda gördüklerime inanamadım! Gökyüzünde büyük bir hızla aşağı düşüyordum ama bir anda kendime baktığımda iki çift kol değil, iki çift kanat görmüştüm. Hemen kanatlarımı açıp bir direğin üstüne kondum. Direğin üstünde “Ben nasıl buraya gelip de kuş oldum?” diye düşünürken yanıma benim gibi iki tane martı geldi. Biri bana “Ooo Gakguk, ne yapıyorsun burada tek başına?” diye sordu. Ben de anlamış gibi yapıp “İyiyim, siz ne yapıyorsunuz?” diye sordum. Onlar da iyi olduklarını söylediler.
Bir diğer martı, “Hadi boğaza gidip şu teknedeki ağlardan balıkçıları görmeden balık alalım.” dedi. Hepimiz onaylayıp boğaza gittik. Boğazda bizim gibi bir sürü martı vardı, hepimiz teknelerden balık alıp geldik. Ama ben bir balıkçının beni gördüğünü fark etmemiştim. Hepimiz tüm gün boyunca doyasıya eğlendik, insanların attığı simitleri yedik, karnımızı doyurduk; bazen de bizimle kavga eden martılarla boğuştuk. Ama ben hâlâ beni takip eden balıkçıyı görmemiştim.
Balıkçı tam benim boş olduğum bir anda üzerime ağ atıp beni boğacakken gözlerimi açtım. Evimde hâlâ koltukta yatıyordum. Sanırım her şey bir rüyaymış.
