Bir sabah uyandığımda herkesin iç sesini duyabildiğimi fark ettim. Gözlerimi açtım, odamdaydım ama her şey biraz daha gürültülüydü sanki. Aşağıdan annemin sesi geldi: “Hadi kalk artık, geç kalacaksın.” Ama bu sefer sadece dış ses değil, içinden geçen düşünce de kulağımdaydı: “Umarım bugün o öğretmeniyle kavga etmez. Son günlerde iyice içine kapandı.”
Birden irkildim. Annem bunları dememişti. Sadece düşünmüştü. Ama ben duydum. Kendi kendime “Delirdim galiba.” dedim ama hemen ardından kardeşim geçti odamın önünden. İçinden “Keşke bugün hasta numarası yapsam da okula gitmesem.” dediğini duydum. Durdum. Gerçekten oluyordu. İnsanların düşündüklerini duyuyordum. Ama konuşmuyorlardı, sadece içlerinden geçiriyorlardı.
Otobüste daha da ilginçti. Otururken önümdeki adamın iç sesi yankılandı: “Eşimle yine tartıştık. Artık dayanamıyorum.” Yanımdaki yaşlı teyze, “Keşke çocuklarım arasa da bugün biraz mutlu olsam.” diye düşünüyordu. Herkesin kafasının içi doluydu. Endişeler, hayaller, korkular…
Okula geldiğimde arkadaşlarımın iç sesleriyle boğuldum. Gülümseyen bir arkadaşım aslında “Keşke kimseyle konuşmasam, içim dolu ama anlatamıyorum.” diyordu. Diğer bir arkadaşım “Annemler ayrılıyor, kimse bilmiyor. Güçlü görünmeye çalışıyorum ama yıkılıyorum.” diyordu. Bunları duymak kalbimi burktu. Kimse dışarıdan göründüğü gibi değildi.
Öğretmen derse girdiğinde içinden “Bu çocuklara bir şeyler öğretmek zorundayım ama bazen kendim bile ne anlattığımı bilmiyorum.” dediğini duydum. Bir anda herkese karşı hem bir yakınlık hem de bir acıma hissettim. Herkesin bir yarası vardı.
Akşam eve döndüğümde başım zonkluyordu. Sessizlik istedim ama komşunun bile iç sesi kulağımdaydı. “Keşke biri beni gerçekten dinlese.” diyordu.
O an kendi iç sesime döndüm ve şöyle dedim: “Herkesi duymak güzeldi ama… keşke bazen sadece kalpten hissedebilsek, kelimelere gerek kalmadan.”
Sonra bir anda uyandım. Meğersem hepsi bir rüyaymış. Büyüklerim bana rüyalarımın her zaman tersi olduğunu söylerdi bundan dolayı rahatladım.
