BİR SALDIRIDA HAYATTA KALMAK

Her şey içeriye o tuhaf ışığın pencereden içeriye dolduğu anda başladı. Hayatımda gördüğüm en parlak ışıktı bu. Fakat ışığa bakmak gibi bir hata yapmadım ve hızlıca camdan uzaklaştım. Bu bir nükleer bombaydı ve eğer baksaydım yüksek ihtimal geçici ya da kalıcı bir körlük geçirecektim. Neyse ki patlamadan yeterince uzaktım. Fakat hızla yükselen ısı ve şok dalgasından kaçamazdım.

Yanıma birkaç eşya alıp hemen binanın bodrum katına yöneldim. Bu sırada şiddetli bir sallanma ile yüksek bir ses duydum ve yere düştüm. Kulaklarım çınlıyordu. Bir süre sonra bodruma inmeyi başardım. Orada benim dışımda birkaç komşumu daha gördüm fakat fazla kişi değillerdi. En büyük tehlikeyi atlatmış olsak bile hala radyasyon vardı.

Radyasyon 2 farklı aşama olarak değerlendirilebilirdi: ilk radyasyon ve radyoaktif serpinti. Patlamanın ilk saniyelerinde yayılan bu radyasyon eğer kalın duvar veya derin toprak ile engellenmezse 10-40 yıl içerisinde kansere sebep olabilirdi. Radyoaktif serpinti ise patlama esnasında yukarıya doğru çekilen beton gibi malzemelerin toz boyutunda radyoaktif bir şekilde gökten yağması olduğu için bu patlamadan günler sonra olurdu.

Böyle bir durumda en büyük sorun yiyecek ve içecek sorunuydu. Ama deprem için hazırladığım çantayı yanıma aldığım için en minimal şekilde yiyeceklerimi kullanarak idare ettim. 7 gün sonra radyasyon %99 azaldığı için dışarıya kısa süreli çıkışlar başladı ve böylece bu nükleer saldırıda hayatta kalmayı başardım.

(Visited 2 times, 1 visits today)