Merhaba, benim adım Ajok. Ajok demek, bereket demek ama bereket bu toprakları terk edeli uzun zaman oldu. Bu da kardeşim Azza. Faşir’de yaşıyoruz. Burada iç savaşlar oluyor. Babam ne yazık ki savaşta öldü. Umarım Allah’ın cennetindedir. Annem, Azza ve ben tek başımıza kaldık. Bu aralar açlık çekiyoruz. İnsanlar hayvan yemi ve fıstık kabuğu yemek zorunda kaldı. Açlıktan uyuyamaz hale geldik. İçim paramparça, çünkü bize kimse yardım etmedi.
Ta ki bu sabaha kadar. Sabah bir adam “Kızılay geldi!” dedi. O adamın açlıktan delirdiğini düşündük ama yanılmışız. Gerçekten bir yardım vardı. Bize yemek getiriyorlardı. Herkese gıda kolileri verdiler. Açlıktan ellerimiz titriyordu. Kolide ayçiçek yağı, salça, reçel, beyaz peynir, kaşar peyniri, iki paket zeytin, konserve et, çay, kırmızı mercimek, süt, nohut ve pirinç vardı. Çok sevinmiştik. Kardeşim ağlamayı kesti. Üçümüz bir güzel yedik. Yine yardım getireceklerini söylediler. Bir daha açlık çekmek istemiyorum. Umarım bu savaş biter.
Ben Allah’ıma sığınıyorum ve güveniyorum. Her gece ailemize yemek gelsin diye dua ediyorum. Duam da bu: “Allahım! Açlıktan sana sığınırım, o insanı avcunun içine alan ne fena haldir. Emanete ihanetten de sana sığınırım, o ne kötü huy ve tabiattır.”
