Ahlak, insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışlarının tümüne verilen isimdir. Tanımda da değinildiği üzere ahlak ya doğuştan gelir ya da sonradan kazanılır. Biz, doğuştan getirdiğimiz bazı özellikleri değiştiremesek de sonradan kazanılan özellikler nasıl kazandığımıza bağlı olarak olumlu ya da olumsuz olarak ikiye ayrılırlar. Peki ahlak hangi yoldan kazanıldığında daha sürdürülebilir ve kalıcı olur?
Çoğumuzun kültüründe ahlaklı ve erdemli olmak büyük önem taşır. Ahlaklı olmak dünyanın neresine giderseniz gidin her zaman insanda aranan, görülmek istenen bir eylemdir. Ahlaklı bir insan olma özelliği ise anne karnından çıkıldığı an itibariyle kazanılmaya başlanır. Bunun iki farklı yolu vardır: Ya sonradan kazanılır ya da bireyin deneyimledikleri üzerine oluşur.
Hayata atıldığımız andan itibaren pek çok farklı olay deneyimleme şansımız olur. Deneyimlenen hadiseler sonucu ise bazı derlser çıkarılır ve bazı kazanımlar elde edilir. Bu kazanımlardan biri de ahlaktır. Hayatta çıkardığımız bazı dersler sonucu farklı ahlaki değerler kazanma şansımız olur. Bana göre insanda ahlakın sürekliliği bakımından en kalıcı yol budur. Deneyimlenen olayın ne kadar etkileyici veya sarsıcı olduğunun pek bir önemi yoktur. Birey kendi deneyimine göre hareketlerini şekillendirir . Bu nedenle deneyim edilenler, insan için ahlakın temelini atmanın en iyi yollarından biridir.
Ahlaki değerleri kazanmanın bir başka yolu ise küçüklükten beri bize dayatılan bazı dayatmalardır. Daha önce ahlakın, dünyanın neresine giderseniz gidin insanda aranan ve bulunmak istenen bir özellik olduğundan bahsetmiştim. Bu nedenle bize küçük yaştan itibaren çevremiz, en çok da ailemiz, tarafından ahlaki değerler sıklıkla aşılanmak istenmektedir. Aslına bakılırsa bu yöntem de bir hayli etkilidir. İnsanın deneyimleri çevresinde olup biten olaylara göre şekillenmektedir. Bu sebepten ötürü deneyimlenecek olan olaylar üzerinde çevrenin etkisi görmezden gelinemeycek derecede büyüktür. Hatta dini değerler buna en güzel örnektir. İnsanın küçüklükten beri alışık olduğu ve her gelişinde sevinçle kutlanan o bayramlar. Her gelişinde insanın içini huzur dolduran Ramazan. Aslında tamamen küçük yaştan itibaren çevremiz tarafından maruz bırakıldığımız olaylar bize bazı manevi değerler kazandırmakta.
Günümüzde sosyal medyanın genç yaştaki bireyler tarafından yoğun olarak kullanılması nedeniyle bazı dayatma değerlerin etkisi azaldı bazıları ise bazıları için yok oldu. Günümüz için konuşmak gerekirse ahlaki değerler kazanmanın öneminin eski dönemlere kıyasla çok daha az olduğunu görmek mümkün. Çoğu insan bireysel olarak hayatına devam etmekte ve çevreyle pek haşır neşir olmamakta. Bu nedenle insanın kendi kaderinde yazılı olan olaylara tanık olup, bu olaylara göre ahlaki değerler kazanmaları günümüz ve sonrası için daha mümkün görünüyor.
