Bitmeyen Tek Yol

Sabah alarm çaldığında her zamanki gibi yorgun uyanmadım o gün. İçimde garip bir heyecan vardı. Sanki o gün farklı bir şeyler olacakmış gibi. Ben hazırlık sınıfında okuyan normal bir lise öğrencisiydim. Yüksek tutulması gerken dersler, sahip çıkmam gereken arkadaşlıklar, aile beklentisi… Hepsi bazen omuzlarımda ağır bir yük gibi hissediliyordu. Ama son zamanlarda anladım ki asıl ağır olan şey başkalarının beklentileri değil, kendi iç sesimi duymamamdı.

Uzun süre boyunca kendimi başkalarıyla kıyasladım. Kim daha yüksek not aldı, kim daha sosyal, kim daha güzel ya da daha yetenekli… Sosyal medyada gördüğüm hayatlarla kendi hayatımı karşılaştırdım. Eksik olduğumu düşündüm. “Ben neden onlar gibi değilim?” sorusu zihnimde sürekli dönüp durdu. Fakat bir gün edebiyat dersinde öğretmenimiz bize “Kendini küçümseyen biri, potansiyelini de küçültür.” dedi. Bu cümle aklıma kazılı bir şekilde kaldı. Kendimi küçümsüyor muydum acaba? O gün bir karar aldım, küçük bir defter tutmaya başladım. Her akşam o gün ne hissettiğimi yazdım. Hangi olay beni mutlu etti, hangisi üzdü, neye ve kime kırıldım, neden sevindim… Yazdıkça şunu fark ettim: Ben aslında düşündüğümden daha güçlüydüm. Sadece korkularım yüzünden kendimi geri plana atıyordum. Sunum yapmaktan çekiniyordum çünkü hata yapmaktan korkuyordum. Yeni insanlarla konuşmaktan kaçıyordum çünkü yargılanmaktan korkuyordum. Bu defter bana şunu da öğretti: Kendiyle barışık olmayan, kendini yeterince tanımayan insanlar kendini sadece başka insanlar ile kıyas malzemesi olarak görür. Bir gün cesaret edip sınıfta gönüllü olarak sunum yaptım. Ellerim titredi ama vazgeçmedim. Sunum bitince arkadaşlarım alkışladı. O an çok büyük bir başarı kazanmamış olabilirim ama kendi korkumu yenmiştim. İşte o gün anladım ki kendimi keşfetmek, büyük adımlar atmak değil; küçük korkuların üzerine gitmekmiş.

Zamanla kendime daha fazla güvenmeye başladım. Kusurlarımı kabul ettim. Mükemmel olmak zorunda olmadığımı öğrendim. Hata yapmak beni kötü bir insan yapmıyordu; aksine geliştiriyordu. Artık aynaya baktığımda sadece eksiklerimi değil, güçlü yanlarımı da görüyorum. Sabırlı olduğumu, empati kurabildiğimi ve vazgeçmemeyi öğrendiğimi fark ettim. İletişimde ve insanları teselli etmede ne kadar yetenekli olduğumunda farkına vardım. Bugün geriye dönüp baktığımda, birkaç ay önceki halimle aramda büyük bir fark olduğunu görüyorum. Belki hala öğrenmem gereken çok şey var ama artık kendimle barışığım. Ve içimden geçen o cümleyi yüksek sesle söyleyebiliyorum: “Bugün kendimle gurur duyuyorum.” Çünkü başkası gibi olmaya çalışmayı bıraktım ve kendim olmayı seçtim. Kendini keşfetme yolculuğu biten bir yol değil. Ama artık bu yolda yürümekten korkmuyorum. Çünkü en önemli şeyi öğrendim: İnsan, en çok kendi olduğunda mutlu oluyor.

(Visited 3 times, 1 visits today)