Sabah kalkınca annem “Dün gece rüyamda ne gördüm” deyince, zihnimi kullanarak rüyasında Atatürk’ün zamanında doğduğunu gördüğünü söylüyorum ve o da çok şaşırıyordu. Babam bana “Kahvaltıda ne yaptım?” diye sorunca zihnimi kullanarak kahvaltıda krep yaptığını söyleyince babam çok şaşırdı. Okula gidince hiç kimse ders programı olmadığı için dersin ne olduğunu bilmiyordu. Yalnız Nil ve ben biliyorduk. Nil tam ders programını söyleyecekken hemen atlayıp onun yerine ben dersin “math” olduğunu söyleyince herkes math kitaplarını alıp yerine oturdu ve ders başladı. Teneffüs bittikten sonra resim dersiydi. Kutuları alıp atölyeye gittik. Resim öğretmeni tam ne yapacağımızı söyleyecekken ben zihnimi kullanarak bu derste “doodle art” yapacağımızı söyledim. Okul bittikten sonra babam beni aldı ve tam bir şey söyleyecekken ben zihnimi kullanarak onun ofise gideceğini söyledim, o da beni tebrik etti. Eve gittik ve babam beni bırakıp ofise gitti. Biz de annemle birlikte konuşurken annem tam bir şey söyleyecekken ben zihnimi kullanarak “Yürüyüşe çıkalım mı?” dedim ve annem de çok şaşırarak bana aferin dedi. Annemle birlikte giyindik ve dışarıya çıktık. Yürürken annem tam bana bir şey söyleyecekken zihnimi kullanarak “Migros’a gidelim mi? diyecektin değil mi?” dedim. O da “Evet” dedi ve dedi ki “Bugün çok tuhafsın, sanki zihin okuyorsun”. Biraz güldüm biraz kıkırdadım ve annem “Komik olan ne?” diye sordu. Ben de “Hiçbir şey” diyerek kıkırdadım. Annem, babam ve ben evde toplandık. Babam “Yoksa sen başından beri bizim zihnimizi mi okuyorsun?” dedi. Ben de “Kimbilir ben küçük bir zihin okuyucuyumdur” dedim ve gülümsedim.
İşte böyle eğlenceli, rahat ve kolay bir hayatım olması için insanların zihnini okuma gücünü kullanırdım.
