Son birkaç yıl, hayatımın en karmaşık ama en öğretici dönemiydi. Ortaokuldan liseye geçerken herkes benden ne olmak istediğime karar vermemi bekliyordu. Öğretmenlerim “Hedefini belirlemelisin” diyor, ailem iyi bir meslek sahibi olmamı istiyordu. Arkadaşlarım ise çoktan hayallerini sıralamış gibiydi. Ben ise içimde bir boşlukta dolaşıyordum. Sanki herkes kendi yolunu bulmuştu da ben kalabalığın ortasında yönümü bulmaya çalışıyordum ama bulamıyordum.
Başta bunun tembellik ya da kararsızlık olduğunu düşündüm. Kendimi başkalarıyla kıyasladıkça mutsuzluğum artıyordu. Sosyal medyada herkes başarılı, mutlu ve özgüvenli görünüyordu. Ben ise hangi branşta iyi olduğumu, hangi konuda gerçekten heyecanlandığımı bile bilmiyordum. Bir süre sonra şunu fark ettim: Başkalarının beklentileriyle yaşadıkça kendi sesimi duyamıyordum.
Kendimi keşfetme yolculuğum küçük bir adımla başladı. Okulda düzenlenen bir tiyatro kulübüne katıldım. Aslında sahneye çıkmaktan korkuyordum. Sesimin titremesinden, hata yapmaktan çekiniyordum. Ama ilk provada fark ettim ki sahnede olmak bana garip bir özgürlük hissi veriyordu. Orada kim olduğumu saklamak zorunda değildim. Farklı karakterlere bürünürken aslında kendi duygularımı tanımaya başladım.
Sonra yazmaya başladım. Önce sadece bir deftere günlük tuttum. İçimde biriken korkuları, hayal kırıklıklarını ve umutları yazdım. Yazdıkça düşüncelerim netleşti. Matematikte çok başarılı olmayabilirdim ama kelimelerle aram iyiydi. İnsanları gözlemlemeyi, onların hikâyelerini dinlemeyi seviyordum. Bu küçük keşif, kendime bakışımı değiştirdi.
Elbette her şey bir anda düzelmedi. Hala kararsız kaldığım günler oluyor. Bazen sınav stresiyle boğuşuyor, bazen geleceği düşünürken kaygılanıyorum. Ama artık şunu biliyorum: Kendimi başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimime odaklanmalıyım. Başarı sadece notlardan ibaret değil. Cesaret etmek, denemek ve hata yapmaktan korkmamak da bir başarı.
Geçen gün aynaya bakarken kendimdeki değişimi fark ettim. Daha özgüvenli, daha heyecanlı görünüyordum. Çünkü artık kim olduğumu yavaş yavaş tanıyorum. Güçlü yanlarımı da zayıf yanlarımı da kabul etmeyi öğreniyorum. Mükemmel olmak zorunda olmadığımı anladım. Önemli olan ilerlemek ve kendi yolumu çizmeye cesaret etmek.
Bu yolculuk hala devam ediyor. Belki ileride fikirlerim değişecek, yeni hayaller kuracağım. Ama artık yönümü tamamen kaybetmiş gibi hissetmiyorum. Küçük adımların büyük farklar yaratabileceğini gördüm. Ve bugün, tüm eksiklerime rağmen geldiğim noktaya baktığımda içimden şu cümle geçiyor: “Bugün kendimle gurur duyuyorum.” Eminim ki ileride de kendimle gurur duyacağım çünkü artık kendime inanıyordum, her şeyin mükemmel olmasını istemiyordum.
