Parktaki Olay
Her şey, altı yaşındaki kardeşim Efe ile parkta dolaşırken başladı. Efe daha birinci sınıfta ve yaşının gereği oldukça yaramaz. Ne yapması gerektiğini pek bilmez mesela bir köpek görünce onunla konuşmaya çalışır, konuşamadığını hatırlayınca dalga geçer ve anlamıyormuş gibi hakaret ederdi. Sonra köpek onu ısırırsa ağlar ama bu huyundan bir türlü vazgeçmezdi.
Ben ise ne kadar istemesem de annem ve babamın zoruyla Efe’yi istediği dondurmacıya götürüyordum. Evimizin yanında bir dondurmacı vardı ama Efe “şirinler aromalı dondurma” istediği için mahallenin diğer ucundaki dondurmacıya gitmek istiyordu. Mecburen onunla yürüdüm.
Yolumuz parktan geçti. Hava hafif bulutluydu ve ben yapmamam gereken bir şey yaptım. “Eğer bir bulut olsaydım, ne olurdu?” diye sordum. Efe, yüzünde yaramaz bir gülümsemeyle “Elbette ki aptal olurdun!” diye cevap verdi. Sinirlendim ama bir şey demeden sanki hava benim sinirimi paylaşmış gibi yağmur yağmaya başladı.
Sözlerini geri almasını söyledim ama Efe bu sefer de “Havada bir yöne yavaşça gidip yere su dökmek zekilikse ben Einstein’ım.” dedi. Tam ona yaptığının yanlış olduğunu söylemek üzereydim ki arkasını dönüp buluta dil çıkardı. Birden bire hava karardı ve “YETER!” diye bir ses duyuldu.
Havanın Öfkesi
Efe, korkudan bir şey söyleyemeden havadan bir bulut aşağıya indi. O kadar kızgın görünüyordu ki bunu anlamak için bir gram akıl bile yeterdi. “Bu saygısızlığa bir tepki gerek,” dedi bulut. Her kelimesinde gök gürültüsü yankılandı. “Ve sadece tepki değil, aynı zamanda bir ceza gerek. Hem de empatik bir ceza.”
Efe’nin ceza almayı hak ettiğini düşünüyordum ama bulutun verdiği ceza biraz aşırı geldi. “Sen, SEN! Bu yaptığın hakarete karşı, bizim ne kadar önemli olduğumuzu anlayacaksın. O yüzden seni bir buluta dönüştüreceğim!” dedi ve Efe’ye parmağını uzattı.
Efe ağlayarak “Hayır! Oyuncaklarımı özlerim, televizyon izlemek istiyorum!” diye yalvardı. Bulut alaycı bir şekilde güldü. Bunun üzerine ben araya girdim ve “Daha hafif bir ceza yok mu?” diye sordum. Bulut biraz düşündü ve “Tamam. Seni affediyorum ama iki hafta boyunca her gün en az bir saatliğine bir buluta dönüşmen gerek.” diye karar verdi.
Efe bu cezayı bir ceza değil, süper güç olarak gördü. Gözleri parladı ve “Harika!” dedi.
Bulut Çocuk
Efe, iki hafta boyunca her gün buluta dönüştü ve penaltısını ödedi. Sonunda aynı parktaki bulutla tekrar buluştu. Bulut, alaycı ama mutlu bir tonla “Nasıl geçti maceran?” diye sordu.
Efe ise heyecanla “Mükemmeldi! Ama ben bunu istediğim zaman kullanabilmek istiyorum. Uzatabilir misiniz, Bulut Bey?” dedi.
Bulut, yüzünde bir gülümsemeyle “Tamam, artık bu güç sende kalacak, Bulut Çocuk.” dedi.
O günden sonra Efe, okuldaki herkesin sevgilisi oldu. Arkadaşları onu çok seviyor, “Bulut Çocuk” lakabıyla anıyorlardı. Hatta artık okula uçarak gidiyor ve mahallemizin hazinesi olarak görülüyordu.
