Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı… Birdenbire bir sabah kendimi çok değişik bir odada buldum. Aslında oda gayet toplu ve düzenliydi. Fakat nerede olduğumu bilmediğim için biraz endişeliydim. Ta ki o sesi duyana kadar: “Eğer bulmacayı çözersen buradan çıkarsın.”
O anda eski ama şık bir görünüme sahip bir masada, özenle katlanmış bir kâğıt gördüm. Açtım ve okumaya başladım. Anladım ki bu, bilmece kâğıdıydı ve bilmece çok kolaydı. Cevabımı kâğıda yazdım ve beklemeye başladım. Çok geçmeden tekrar o sesi duydum: “Aferin, bilmeceyi doğru bildin.” dedi ve sustu.
Uzun bir süre boyunca buradan çıkmayı umut ettim ve bekledim. Ama artık sinirlendim ve “Ne yani, bu kadar mıydı? Bu aptal odanın içinde tıkılı mı kaldım şimdi?” dedim. “Bu bir şakaysa çok kötü bir şaka!” diye de ekledim.
Fakat sonra pencereden içeriye bir ışık girdi. Ardından melek gibi bir ses “Buradan kurtulmak istiyorsan labirenti çözmelisin.” dedi. İstemesem de buradan çıkmak istediğim için kendimi labirentin başında, yorgun bir hâlde buldum. Sonra derin bir nefes aldım ve labirentin içinde koşturmaya başladım. Arada sırada çıkmaz sokaklara girsem de arada sırada yanlış yönlere de gitsem en sonunda labirentten çıktım.
Bir de ne göreyim! Sürpriz! Ailem bana doğum günü sürprizi yapmış! O kadar dalgındım ki doğum günümü bile unutmuşum. Her neyse… Kısacası başta endişelensem de yorulsam da en sonunda hediyelerime ve sevgiye kavuştum. Mutlu son.
