Buz ve Işığın Dansında: Jökulsarlon’da Rüya Gibi Bir Kış Günü

Bir doğa harikasını hayal ettiğimde, aklıma İzlanda’nın Jökulsarlon Buzul Lagünü gelir. Bu eşsiz yer, devasa buz parçalarının kristal berraklığındaki mavi sulara  süzüldüğü bir doğa cennetidir.

Sabahın ilk ışıklarıyla uyandığımı hayal ediyorum. Güneş, ufuktan yavaşça yükselirken, etrafı yumuşak bir turuncu ve pembe ışık sarar. Soğuk, ama ferahlatıcı bir hava yüzümü okşuyor. Kalın bir mont ve su geçirmez botlarla lagünün kıyısına doğru yürürken, ayaklarımın altında ince buz ve çakıl taşlarının çıtırtısı duyuluyor. Etraf sessiz, sadece buzulların hafif çatırdama sesleri ve ara sıra suya düşen bir buz parçasının çıkardığı yankı işitiliyor.

Bir kanoya bindiğimi düşünüyorum. Su üzerinde usulca kayarken, devasa buz kütlelerinin arasında dolaşıyorum. Her biri bir sanat eseri gibi; bazıları masmavi, bazıları ise beyazın en saf tonlarında. Bir buzul parçasına yaklaşıyorum, üstündeki detaylar ,yüzyıllar boyunca oluşmuş ince katmanlar ve çatlaklar. Derin bir nefes alıyorum; hava buz gibi ve çok temiz.

Dönüşte kıyıda bir kahve termosundan sıcak çikolata yudumluyorum. Yakınlarda küçük bir tepeye tırmanıp lagünün geniş manzarasını izliyorum. Balinaların veya fokların su yüzeyinde oynadığını görmek ise bu anı daha da özel kılıyor. Yanımda getirdiğim küçük bir piknik sepetinde en sevdiğim atıştırmalıklar ve sıcak bir çorba var. Yavaşça yemek yerken bu manzaranın tadını çıkarıyorum.

Lagün çevresindeki küçük köyler ve kasabalar, sakin bir yaşama sahiptir. İzlanda halkı, doğaya büyük bir saygı ve sevgi besler. Kış aylarında köylerde genellikle ahşap evler, içeride sıcacık bir atmosferle parıldar. Geleneksel İzlanda yemekleri, özellikle fermente balık ve sıcak kuzu çorbası, soğuk kış günlerinin vazgeçilmezidir.

Yılbaşı dönemi -yılın en sevdiğim vakti-, İzlanda’nın bu bölgesinde yaşam, doğanın dinginliği ve insanların neşeli kutlamalarının dengesiyle şekillenir. Dışarıda buz gibi bir hava varken, sıcak sohbetler, yerel müzikler ve misafirperver bir atmosfer sizi sarar. Jökulsarlon’da yılbaşı geçirmek, asla uyanmak istemeyeceğim bir düş gibidir.

Akşam saatlerinde gün batımının dramatik ışıkları lagünü altın rengine boyuyor. Hava daha da soğuyor, ama etraf, giderek büyüleyici bir hale geliyor. Tam o sırada kuzey ışıkları gökyüzünde beliriyor. Dans eden yeşil ve mor ışıklar, gökyüzünü bir şölen alanına çeviriyor. Yıldızlarla dolu bir gökyüzü altında bu eşsiz şovun tadını çıkarıyorum.

Geceyi bir ahşap kulübede, cam tavanlı bir odada geçiriyorum. Lagüne bakan pencerelerden yıldızları ve hâlâ dans eden kuzey ışıklarını izliyorum. Sessizlik ve doğanın büyüsüyle uykuya dalıyorum.

(Visited 21 times, 1 visits today)