O sabah uyandığımda, her yeni günle birlikte içimde beliren o heves ve neşenin yokluğunu fark ettim. Kendimi zorlasam da o duyguları bulamıyordum. Yoksa kabuslarım gerçek mi olmuştu? Herkesin duygularını kaybettiği o gün, bugün müydü?
Yataktan kalktım ve ağır adımlarla banyoya yöneldim. Aynaya baktım. Nerede o neşeli, hafif uykulu, tebessüm eden yüzüm? Çığlık atmak istedim ama içimdeki fırtınayı dışarı yansıtacak gücü bulamadım. Sessizce dişlerimi fırçaladım ve mutfağa yürüdüm. Köpeğime her sabah olduğu gibi mamasını verdim, ama o sevimli dostumun bile sevgiyle karşılık vermemesi içimi burktu. İşe gitmek fikri şimdiden ağır bir yük gibi omuzlarıma çökmüştü.
Hızlıca giyindim ve evden çıktım. Asansöre bindim, üçüncü katta durdu ve hafif tombul, bıyıklı, yetmişlerinde bir amca içeri girdi. Kim bilir o da içinden neler geçiriyordu ama yüzüne bakınca hiçbir şey anlayamıyordum. Zemin kata indiğimizde, kimseye görünmeden arabama geçtim. Trafikteki kalabalığa karışmak fikri bile korkutucuydu ama şansıma yolu kazasız belasız geçtim.
İş yerinin kapısından içeri girdiğimde, yüzüme bakan birini görmek beni şaşırtırdı. Herkes ifadesiz, boş bir şekilde işine bakıyordu. Kalabalığın arasından süzülüp katıma çıktım ve masama oturdum. Evde hayalini kurduğum ortamın daha kötüsünün içine düşmüştüm. Buradan kurtulmam gerekiyordu ama bizim müdürle tartışacak halim yoktu. Zamanın hızla geçmesini dileyerek çalışmaya başladım.
Saat akşam altıya yaklaştığında kimseye “iyi akşamlar” demeden işten çıktım. Arabama binip geri geri manevra yaparken müdürün arabasına çarptım! Berbat bir sabahın ardından olacak iş değildi. Sakince arabadan indim. Müdürün yüzü bile içimi daha fazla germeye yetiyordu gerçi herkesin yüzü bugün aynıydı. Müdür, tepkisiz bir şekilde arabasının kırık parçasının parasını istedi ve konuşmayı kısa kesti. Birinin duygusuzluğu ilk kez işime yaramıştı. Parayı verip eve döndüm.
Eve girdim, hiçbir şey yemeden doğruca yatağa gittim. Ertesi günün gelmesini beklerken, erken saatte uyuyakalmıştım. Neyse ki ertesi sabah her şey eskisi gibi neşe doluydu.
