Her şey o tuhaf yağmurlu pencereden içeri dolduğu anda başladı. Saat altı buçuktu, bizimkiler uyuyordu. Ta ki o sinir bozucu hırıltı
“Üürü-üüü!”
diyene kadar. Ben hemen kahvaltı edip okulun yolunu tuttum. Ama her zamanki gibi bir şey, ama anormal bir şey oldu. Herkesin basıp geçtiği o tümseğe ben basınca içine düştüm. Simsiyah bir kaydırakla, siyah toplardan oluşan bir top havuzuna düştüm. İçeride bir cadı ve kedisi oturuyordu. Cadı bana:
— Demek geldin, ben de seni bekliyordum. Daha doğrusu kedim ile beni, yani bizi.
Etrafıma baktım, benden başka kimse yoktu. Benden bahsediyordu. Cadı bana adını söylemişti; adı Sosi’ydi.
Benim adımı sorduğunda ise sessiz bir ses ile “Chen” dedim. Cadının mor ışığından dumanlar ve sabah gördüğüm ışıkla aynı renk bir ışık çıkıyordu; yani turuncu. Cadı, insanları kontrol etmek için onlara bu ışığı yansıtıyordu.
Ben hayatımda her zaman bir kahraman olmak isterdim. Onun için bir şey yapıp cadının insanları kontrol etmesini engellemeliydim. Cadı beni kontrol etmeye çalıştı ama kontrol edemedi.
Ben de koltuğun üstünde “Tarif Kitabı” yazan bir kitap gördüm. Cadı o sırada içeri dinlenmeye gittiği için vaktim oldu. Hemen kitabı açtım. Bölümlerde, 4. bölümde “Kontrol Büyüsü” yazıyordu. Bölümde ilk önce büyünün yapılışı, bir de bozulusu yazıyordu. Bozulusunda üstündeki ışığı, hayali olarak bir makasla kesmemiz gerekiyordu.
Hemen cadının çalışma masasının üstünden bir makas aldım. Işığı kestim ve büyü bozuldu. O sırada cadı da yok olmaya başladı. Bir kahraman olmuştum ve her şeyin bir rüya olduğu için mutluydum.
