Çanakale Gazisi

Çanakkale’de savaşan bir asker olarak, o anı asla unutamam. Gözlerim hala savaşın içindeki o korkunç anları hatırladıkça, içimde bir ağırlık, bir boşluk hissediyorum. Bir sabah, sabahın ilk ışıkları ufukta belirdiğinde, ben ve arkadaşlarım, düşmana karşı ilerlemek için hazırdık. Yavaşça hareket ettik, her adımda toprağın sertliğini, her nefeste havanın soğukluğunu hissettik. Ama en çok, o an ne olacağına dair bir belirsizlik vardı. Gözlerimdeki korku, kulaklarımdaki patlamalarla birleşince, her şey bulanıklaşmaya başlamıştı.

O an, bir patlama sesiyle irkildim. Hemen siperin içine girdim, ellerim titriyordu. Kafamda binlerce düşünce hızla geçerken, birden bir arkadaşımın çığlığı duyuldu. “Yardım edin!” dedi, ama sesi gürültüye karıştı. Bir saniye bile kaybetmeden siperden fırladım, kalbim hızla atıyordu. Arka planda, düşman ateşiyle kararmış gökyüzü, korkunun ve ölümün simgesine dönüşmüştü. Yanı başımda bir kurşun sesi duyuldu ve bir başka arkadaşım yere düştü. Yerde yatan bedenin solukları birer yansıma gibi havada süzüldü. Ne yapacağımı bilemedim. İleri gitmek, geri çekilmek… O an her şey bulanıklaştı. Bir an için zaman durdu, sanki dünya sadece biz savaşan birkaç asker için dönüyordu.

Sonra, arkadaşıma doğru koştum. Onu kollarımda tutarken, o da bana sadece gözleriyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Ne söylediğini anlamadım, çünkü kulağımda patlamaların sesi vardı. Ama gözlerindeki korku, içimde derin bir boşluk yaratmıştı. O an, ölümün sadece birkaç adım ötede olduğunu, hayatın ve ölümün arasındaki sınırın ne kadar ince olduğunu bir kez daha hissettim.

O an, bir insanın hayatı ve ölümü arasında ne kadar zor bir karar olduğunu düşündüm. Savaşın ortasında, bir tek şey vardı: Hayatta kalmak. Ama hayatta kalırken, insan olmanın ne kadar değerli olduğunu unutmamak… Arkadaşım son bir kez gözlerime bakarak, derin bir nefes aldı ve hayatını kaybetti. O an, yüreğimde ağır bir yük hissettim. Yalnız kaldım.

Çanakkale’deki her an, bir başka hayatın sonlandığı, bir diğerinin başladığı bir dönemeçti. Ama o gün, bir savaştan çok, insanın içindeki mücadeleyi kazandım. Sonunda, belki de savaşın kazananı sadece hayatta kalan değil, savaşın anlamını kavrayan olmalıydı.

(Visited 10.000.003 times, 1 visits today)