Dünyadaki başaralı insanları düşünelim. Doğduklarında da mı böylelerdi? Tabii ki hayır, kimse annesinin karnından sınavda dereceyle veya bir icatla çıkmıyor. Onları diğerlerinden ayıran asıl durum konfor alanlarından çıkmaları. Tarihsel açıdan bakarsak da hiçbir devrim, savaş, propaganda bir sorun olmadan ortaya çıkmamıştır. İnsanlar rahat hissettiği bir yerde değişiklik yaratmazlar , yaratıcı düşünmezler. Aslında çok da mantıklı, neden düşünsünler ki? Konfor alanı; kişinin kendini güvende hissettiği, risklerin az olduğu ve sonuçların genelde tahmin edilebilir olduğu bir yerdir. Fakat insan büyüdükçe ve kendini tanıdıkça kimliği, becerileri, hedefleri şekillenir. Bu nedenle konfor alanın dışına çıkmak kişisel gelişim için büyük bir önem taşır. Alışılmışın ötesine geçmek gereklidir.
Öncelikle, konfor alanından çıkmanın en etkili ve kolay yöntemlerinden biri yeni bir beceri kazanmaktır. Örneğin daha önce hiç topluluk önünde konuşmamış bir öğrencinin bir münazara kulübüne katılması. Başlangıçta kaygı verici olabilir ve çok zor gelebilir. Ancak edindiği bu deneyim zamanla korkusunu yenmeyi sağlar, iletişim becerilerini güçlendirir, özgüven kazandırır, hatalarını azaltır ve kişinin kendini ifade etme kapasitesini artırır. Böyle deneyimler sadece okul hayatında avantaj sağlamaz, ilerideki yaşamında da büyük avantaj sağlar. Ayrıca konfor alanının dışına çıkmak bize hayatı öğretir.
Hayatta her zaman kazanamazsın. Hatalar bizi doğrulara götürür. Gençler çoğu zaman hata yapmaktan çekinir. Halbuki yeni bir şey denerken başarısız olmak öğrenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Şu an bütün dünyanın tanıdığı çoğu ünlü bilim insanları veya mucitler defalarca deneyip sonunda başarıya ulaşmıştır. Ampulü icat etmeden önce binlerce başarısız deneme yapan Edison buna bir örnektir. “Başarısız olmadım, işe yaramayan yolları buldum.” şeklinde ifade etmiştir kendini Edison. Harry Potter’ın yazarı J.K. Rowling ünlü olmadan önce ekonomik zorluklar yaşadı ve yazdığı “Harry Potter” dosyası birçok yayınevi tarafından reddedildi. Vazgeçmeyip denemeye devam etmesi onu dünyanın en tanınmış yazarlarından biri yaptı. Bu örnek bize eleştiriler ve reddedilmenin başarı yolunun doğal bir parçası olduğunu anlatıyor. Dünyanın en iyi basketbolcularından biri olarak görülen Micheal Jordan, lise takımına ilk başvuruda alınmamıştı. Daha sonra çalışarak kendini tarihe geçirdi. Başarısızlık her an motivasyona dönüşebilir. Waşt Disney de hepimizin tanıdığı bir ünlüdür. İlk işlerinden birinde “yeterince yaratıcı” olmadığı için işten çıkarılmıştır ve ilk şirketi iflas etmiştir. Şimdi ise Disney “imparatorluğunu” o kurmuştur.
Sonuç olarak konfor alanı güven verir ancak gelişimi sınırlar. Gençlerin yeni deneyimlere cesaret etmesi özgüven, dayanıklılık ve farkındalık kazanmalarını sağlar. Bu nedenle gerçek başarı yalnızca rahat hissettiğimiz yerde kalmakla değil, zaman zaman belirsizliğe adım atma cesareti göstermekle mümkün olur. Çünkü insan potansiyelini en çok sınırlarını zorladığında keşfeder. Risk almak korkutabilir ama pişmanlık daha ağırdır!

