Gözlerimi açtığımda gördüğüm manzara karşısında dona kaldım. Karşımda bir köpek balığı duruyordu. Üstelik ayağında ayakkabılar vardı! Şaşkınlıkla “Sen de kimsin?” diye sordum. Gülerek “Ben bir köpek balığıyım. Ama istersen bugün benimle bir gün geçirirsin.” dedi.
Kafamda bir sürü soru dolaşmasına rağmen bu tuhaf teklifi kabul ettim. Önce kendini tanıttı; dost canlısı, meraklı bir köpek balığıydı.
Birlikte bir balıkçıya gittik. O levrek istedi, ben hamsi. Yemeğimizi yedikten sonra pazara uğradık. Domates, biber, patlıcan aldık; meyve tezgâhından ayva, elma, armut ve bir de mango seçtik.
Bir süre sonra köpek balığı yeniden balık yemek istedi. “O kadar harcama yapmayalım.” dedim. “İstersek balık tutabiliriz.”
Teklifim hoşuna gitti. Kıyıya gidip hamsi, levrek, kaya balığı, ahtapot ve biraz da somon tuttuk.
Akşam olunca balıkçıya dönüp mangalı yaktık. Gün boyu topladığımız balıkları pişirdik. Sohbet ederken köpek balığı bana dönüp “Çok teşekkürler arkadaşım.” dedi.
“Rica ederim.” diye karşılık verdim.
Sonra el sallayıp “Hoşça kal!” diyerek sulara doğru kayboldu.
Böylece hayatımın en çılgın günü, ayakkabı giyen bir köpek balığıyla geçirdiğim unutulmaz bir macera olarak hafızama kazındı.
