Çitin Üzerinden Atlayan Koyun

Merhaba, ben Onat. Bugün sizlere rüyadan rüyaya atlayan bir çocuğun hikâyesini anlatacağım. Bu rüyaların içinde kendi anılarıyla karşılaşacak ve bu durumlara nasıl tepki verdiğini göreceğiz.

Dişlerimi fırçalamış, yatmaya hazırlanmıştım. Yatağımın yanındaki soğuk perdeyi aralayıp dışarı baktım. Dışarısı karanlık ve ürperticiydi. Hiç zaman kaybetmeden bu yorucu günü bitirmek için yatağa atladım. Bir çırpıda gözlerim karanlığın içine daldı.

Gözümü açtığımda dışarıdaydım. Ne olduğunu anlamaya çalışırken anneannemin bana küçükken söylediği ninni kulağımda yankılandı. Yıldızlarla dolu bir dağın üzerinde, çitlerin üzerinden zıplayan koyunlar vardı. Her şey huzurluydu ama içimde kötü bir his dolaşıyordu. Buraya ait değildim ve çoktan rüyada olduğumu anlamıştım. Kendimi cimciklediğimde acıyordu; ne yaparsam hissediyordum. Bu gerçekten bir rüya mıydı?

Çitlerin üzerine çizilmiş bir yazı gördüm:
“Koyunlar gibi uçmak için koyunlardan daha hızlı koş.”

Ne anlama geldiğini düşünürken uygulamaya karar verdim. Hızımı alıp tepeden yokuş aşağı koşmaya başladım. Karşımda bir pencere vardı. Gerçekte yoktu ama ben onu görüyordum. Ardından her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Rüyadan uyanır gibi oldum ama uyanamadım. Belki bir rüyadan daha çıkarsam kurtulabilirdim.

Bu kez deri koltuklarla dolu bir yerdeydim. Yanımda kimse yoktu ve sanki büyük bir hızla ilerliyordum. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bu anımı hatırladım: Hızlı tren faciası. Bu çok korkunçtu. Bunu bir daha yaşamak istemiyordum. Kafamın içindeki bir şey beni durmadan tırmalıyordu. Tren, perdelerine çarpa çarpa ilerlerken çıkış yolunun hep perdelerin arkasında gizli olduğunu hatırladım. Zamanım kalmamıştı ve başım dayanılmaz şekilde ağrıyordu.

Bir perdenin üzerinde bir yazı belirdi:
“Perdelerin her biri ayrı bir kapı, sadece bağlantı kurman gerekir.”

Bu sözler başımı döndürüyordu. En son yaşamak istediğim anı buydu. Tren çok hızlı gittiği için yuvarlanmaya başladım. O kadar hızlıydım ki çoktan bir kabine çarpmam gerekirdi. Derken gözümün önünde yine bir perde oluştu. Önceki gibi… Koyunlar beni kurtarmıştı.

Uyandığımda hastanedeydim. Komşularımın söylediğine göre kendi camımdan —neyse ki zemin kattayım— atlamışım. Doktorlar, garip bir hastalığım olduğunu söylediler. Her yirmi yılda bir anılarımı tekrar yaşamama neden olan bir hastalık…

(Visited 8 times, 1 visits today)