Çocuklar, günümüzde geçmişe oranla daha yalnız hissediyor. Bu, yıllar boyunca yapılmış sayısız araştırmayla ve istatistik verilerle zaten kanıtlanmış bulunmakta. Elbette bu, zaman geçtikçe gelişen etkenler ve yaşanan bir sürü olayın sonucu. Dolayısıyla çocuklar arasındaki bu yalnızlık hissinin birden çok sebebi bulunmakta. Bu sebeplerden biri, belki de en önemlisi de teknoloji.
Teknoloji, yıllar önce hayatımıza girdi ve yavaşça yaşamımızın her alanında yer almaya başladı. Günümüzde, teknolojiyi hiç kullanmadan bir gün geçirmek bile neredeyse imkansız hale geldi. Bu durumdan en çok etkilenenlerden biri de çocuklar. Çocuklar, doğdukları andan itibaren teknoloji ile muhatap olmaya başlıyor; internet hayatlarının adeta ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Çocuklar internette farklı bir kimlikle sanki bambaşka bir insan edasıyla yeniden var oluyorlar. Durumun ciddiyetini bize veriler de gösteriyor. Türkiye’de bir çocuk günde ortalama 6,4 saatini internette geçiriyor. Bu, günün dörtte birinden bile daha fazla. Peki, teknoloji çocukları neden daha da yalnızlaştırıyor? Aslında gelişen teknoloji ve internet ile beraber Dünya’nın diğer ucuyla rahatlıkla iletişim kurabilmemiz, teknolojinin iletişimi kolaylaştırması çocukların yalnızlığını azaltması beklenirdi. Fakat çocukların özgüvenleri; özellikle sosyal medyada o “mükemmel” hayatı yaşayan insanları gördükçe, yaşıtlarının her şeyde tabiri caizse “kusursuz” olduğunu gördükçe kırılıyor. Bu da kendini yetersiz gördükleri için başkalarıyla konuşmak istememelerine yol açıyor. Kendisini küçük görmeye başlayan çocuk, kendini hayattan gittikçe kendini soyutluyor; dolayısıyla da kendini daha da yalnız hissediyor. Aynı zamanda çocuklar internet aracılığıyla hayatın gerçekleriyle erken yüzleşiyor; bu da onları, çevrelerindeki herkesi daha da uzağa itip hiçbir yardım almadıkları bir depresyon bataklığına sürükleyebiliyor.
Eski zamanlarda, mesela 20-30 yıl önce, çocuklar boş zamanlarının çocuğunu dışarıda arkadaşlarıyla birlikte oyunlar oynayarak geçiriyordu. Genel olarak çoğu çocuğun büyük bir arkadaş çevresi vardı. Sadece arkadaş çevresi değil, gerek mahalledeki insanlar arasındaki o sıcak ilişki gerek güçlü komşuluk bağları; çocukların günümüzdeki yapay internet ortamına kıyasla çok daha samimi bir ortamda büyümesine ve dolayısıyla kendilerini daha az yalnız hissetmelerini sağlıyordu. Günümüzde kopan komşuluk bağları, beton duvarlar arasına gömülmüş mahallelerin tekinsizliği de bu yalnızlık hissinin üstüne tuzla biber oluyor.
Kısacası, gerek teknolojinin çocuklar arasında bir bağımlılık haline gelmesi gerek eski sıcak mahalle ortamlarının artık bulunmaması çocukların yalnızlıklarının artmasına sebep oluyor. Teknoloji insanlar arasındaki fiziksel mesafeleri hiçe sayarken aralarına hiçbir cihazın azaltamayacağı boşluklar açıyor, bundan da maalesef en çok çocuklar etkileniyor.
