Sonunda hayalim gerçek olmuştu ve italyaya üniversite okumaya gelmiştim. Ama her şer tamin ettiğimden daha farklı ilerliyordu. İtalyanca bilmememin beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiştim. Burda kimsem yoktu, yalnızdım. Aslında bir yandan çok istediğim bir şeydi insanların beni yeni kişiliğimle tanıması. Bir an durup dedim ki bu fırsatı en güzel şekilde değerlendirmeliyim ve hayalimdeki “o” kişi olmalıyım diye düşümdüm. Hemen davranışlarımı düzeltmeye, mizah seviyemi değiştirmeye, giyim tarzımı geliştirmeye odaklandım. Artık daha sosyal olmalıydım. Yeni yerler keşfettim, hep oralarda takılıyordum ve şimdiden istediğim ilgiyi almıştım. Herkes bana hayranlıkla bakıyor, iltifatlar savuruyordu. İlk başlarda eve gidince kendi kendime düşünürken bu duruma adapte olmak zor gelmişti ama kısa sürede ben bile alışmıştım yeni ben e. Bu durumdan çok mutluydum. Artık haylimdeki kişiliği oluşturmuş ve yeni bir döneme geçmiştim. Ben artık eski ben değildim ve bu halimden çok mutluydum. Eskisinden daha fazla dikkat çekiyordum ve bunun farkındaydım. Kendi grubumu oluşturmuştum, herkes beni çok seviyordu. 5 ay sonra ailemi ve arkadaşlarımı ziyarete gittim ve beni görenler çok şaşırıyordu, ama olaylar benim beklediğimden farkı ilerledi. Beni önceden tanıyan insanlar yeni ben i benim kadar sevmemişlerdi. Herkes çok yapmacık, soğuk duruyordun, bizim tandığımız gibi değilsin; giyimin, konuşman, her şeyin değişmiş diyorlardı. Böyle bir tepki almak beni çok etkiledi çünkü ben de benim gibi çok seveceklerini düşünmüştüm. Üstelik italyadaki arkadaşlarımda beni çok seviyordu. Yakın çevremin böyle bir tepki vermesi beni derinden etkilemişti ve acaba yanlış mı yaptım diye düşünmeye başladım. 1 hafta sonra geri italyaya döndüm ve kaldığım yerden devam etti ama bu durum canımı çok sıkmıştı.
O zamanlarda kendimi değiştirmeye o kadar çok odaklanmıştım ki sürekli podcast dinlerdim, kitap okurdum, modayı çok yakından takip ederdim ve bir gün yine podcastlerin birinde bir kadın öz benliğin öneminden bahsetti. Bende o an tüm dikkatimi ona vermiş, acaba doğru bir seçim mi yapmışım diye düşünüyordum. Kadın öyle derin ve çarpıcı konuştu ki bi an kendimi çok kötü hissettim ve arkadaşlarımın ne söylemeye çalıştığını anladım; ama bir yandan da çok korkuyordum, acaba insanlar beni kendi kişiliğimle sever mi diye. Sonra düşündüm ki aslında insanların beni kabul etmesine ya da sevgisine ihtiyacım yoktu, ben kendim olarak kendime yeterdim ve isteyen benle arkadaşlığa devam ederdi. İnsanlar beni daha çok sevsin diye başka bir kişiliğe bürünürsem bu hayatı kendim için değil, onların onayı için yaşamış olurdum.
Ertesi gün daha kendim hissettiğim kıyafetlerimi giydim ve öyle gittim arkadaşlarımla buluşmaya. Herkes beni görünce şaşırdı, noldu diye sordular. Bende kendimi bu şekilde daha iyi hissettiğimi söyledim. Arkadaşlarım tabii benim o tarzıma, mizahıma alışkın olmadıkları için ilk başta garipsediler ama sonrasında fark ettim ki ben doğaldavrandıkça daha çok kaynaştık, daha çok gülüşmeye başladık ve çok keyifli bir gün geçirmiştim. Eve gidince kendime bu gün kendimle gurur duydum dedim.
