Günümüzde sosyal medya hayatımızın tam merkezinde yer alıyor. Sabah gözümüzü açar açmaz elimiz telefona gidiyor, akşam yatmadan önce bile sosyal medya hesaplarını kontrol ediyoruz. Özellikle biz gençler, sosyal medyayı hem eğlenmek hem de dünyadan haberdar olmak için yoğun şekilde kullanıyoruz. Ancak bu durumun zihinsel sağlığımıza olan etkileri üzerine yeterince düşündüğümüzü sanmıyorum.
Sosyal medyanın bazı olumlu yönleri var. Örneğin bilgiye ulaşmak artık tarihte hiç olmadığı kadar kolay. Bir konuda araştırma yapmak istediğimizde ya da güncel olayları takip etmek istediğimizde sosyal medya etkili ve pratik bir araç oluyor. Aynı zamanda ilgi alanlarımızla ilgili paylaşımlar görmek, hobilerimizle daha içli dışlı olmamızı sağlayabiliyor. Hatta bazı gençler bu platformlarda içerik üreterek kendilerini ifade ediyor, özgüvenlerini geliştiriyor.
Fakat bu madalyonun bir de karanlık yüzü var. Sosyal medyada geçirilen uzun saatler, zamanla bağımlılığa dönüşebiliyor. Bizim etkileşimlerimizle ayakta kalan uygulamalar, bizleri ekran başında tutmak için her yolu deniyor. Sürekli bildirimleri kontrol etmek, beğeni almak için paylaşım yapmak ya da başkalarının hayatlarını izlemek, zihinsel olarak bizi yıpratabiliyor. Özellikle filtreli ve “mükemmel” gösterilen hayatlar, gerçeklik algımızı bozuyor. Bu da kendimizle kıyas yapmamıza, yetersizlik ve değersizlik hissetmemize neden olabiliyor. Ayrıca sosyal medya nedeniyle uyku düzenimiz bozulabiliyor, derslerimize yeterince odaklanamıyoruz.
İşte tam bu noktada dijital denge devreye giriyor. Dijital denge, teknolojiyi faydalı şekilde kullanmak ama ona bağımlı olmamak anlamına geliyor. Bireysel olarak telefon kullanım süremizi sınırlamak, sosyal medya molaları vermek bu konuda atabileceğimiz ilk adımlardan. Ancak en önemli olan ise kesinlikle ekrandan uzak hayatlar kurmayı başarmak. Nasıl başaracağımızı ise ancak okullarda verilebilecek sosyal medya okuryazarlığı gibi konular da öğrenebiliriz. Kişisel olarakta ruh sağlığını etkileyen içeriklere karşı daha dikkatli davranmalı, gerçek ve samimi paylaşımları teşvik etmeliyiz.
Sonuç olarak sosyal medyanın ne tamamen zararlı, ne de tamamen mükemmel olmadığını düşünüyorum. Önemli olan onu nasıl kullandığımız. Biz gençler dijital dünyanın içinde doğduk ama dengeyi kurmayı da öğrenmek zorundayız. Ancak o zaman hem kendimize hem çevremize daha faydalı bireyler olabiliriz.
