Bir sonbahar günü uyandığımda kendimi çok garip hissediyordum. Sanki aklımdan binden fazla kelime geçiyor gibiydi. Üstelik bu kelimelerin hepsi kısık bir ses çıkarıyordu. Yataktan kalkınca aileme bu durumu anlattım. Onlar da aynı şeyi hissettiklerini söylediler. Özellikle annem çok etkilenmişti, sürekli oflayıp puflamasından bunu anlamak mümkündü. Babam ise “Acaba bizde bir şey mi var?” diyerek söylenip duruyordu.
Okula gittiğimde yaşadıklarımı arkadaşlarıma anlattım. Meğer onlar da aynı şeyleri hissediyor ve duyuyorlarmış. Bunun üzerine tüm sınıflar öğretmenlere koştu. Öğretmenlerimize durumu anlattık ancak onların verdiği cevap da aynıydı. Bu durum bizi gerçekten çok şaşırttı.
Okul çıkışında ise yukarıdan bağıran kelimeler gördük. Bu kelimeler üzerimize ve binaların üzerine düşüyordu. Dört saniye içinde her şey değişti. Üzerimize kelimeler yağmaya başlamıştı. İyi kelimeler düştüğünde mutlu, üzücü kelimeler düştüğünde üzgün, sinirlendirici kelimeler düştüğünde ise kızgın hissediyorduk.
Eve yürüyerek gittiğim için yolum uzundu ve yanımda şemsiyem yoktu. Eve varana kadar yaklaşık altı dakika boyunca bu durumu yaşadım. Eve ulaştığımda kendimi daha iyi hissettim. Daha sonra sırasıyla yemeğimi yedim, dinlendim, ödevimi yaptım. Biraz oyun oynadıktan sonra kitap okuyup uyumaya gittim.
