Sabah erken uyanıp bir sonraki yolculuğum olan Senegal’in küçük bir köyüne doğru yola çıktım. Senegal’le beraber toplamda 25 ülke daha gezmiştim. Gideceğim bu köyde sürekli hayvanlara zarar veren ve doğayı kirleten bir halkla buluşacaktım. Açıkçası heyecanlıydım biraz bana da zarar vermelerinden korkuyordum çünkü sonuçta 2 hafta oradaydım.
Yol git gide kısalıyordu 10 dakikalık yolun ardından oradaydım. Arabamı güvenli bir yere park edip kiralık evlerin olduğu yere doğru yürüdüm ve evin sahibiyle 2 haftalığına burada kalacağım konusunda anlaşmıştık eşyalarımı yerleştirdikten sonra dışarıya çıkıp bir şeyler yedim .O sırada gözüme hemen karşıdaki kafesin içinde dövüştürülen hayvanlar çarptı. Polisi arayıp ihbar etmeme rağmen müdahale edilmedi kendim uyarıp müdahale ettim ama aldırmadılar .Hava epey kararmıştı köy sakinliğe bürünmüştü bir tek dışarda bazı insanlar tarafından şiddet gören hayvan sesleri ve yağmur sesi geliyordu. Geç saate kadar uyumuştum. Sabah kalktığımda derin bir sessizlik vardı şehirde normalde bu saatler şehrin en hareketli saatleriydi . Kahvaltılık bir şeyler hazırladım kahvaltımı yaptım üstümü değiştirip dışarıya çıktım. Şehirde dolaşırken gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ve her şey değişti birden tüm halk çeşitli hayvanlara dönüştü etraf bir anda karanlığa gömüldü. Karanlık bittikten sonra yağmur durdu ve daha dün hayvan dövüştürdüğünü gördüğüm ve hayvanlara zarar veren herkes hayvana dönüşmüştü. Eziyet ettikleri hayvanlarda birer insan olup onlara karşı intikamını aldı onlara yapılan her şeyin aynısını yaptılar . Daha dönüşmeyip kaçıp kurtulanlar vardı onlarda yeraltı mağaralarına , evlere, metrolara sığındı. Git gide zarar verdikleri doğaya ve hayvanlara dönüşüyorlardı. Mağaralara , evlere, metrolara sığınanlar kurtulduklarını sandılar. Akşama doğru yağmur bir daha başladı ve bu sefer duracak gibi durmuyordu köyü sel basmıştı her taraf yeşil yağmurun içindeydi zarar görenlerin hepsi doğaya ve hayvanlara zarar verenlerin olduğu söylendi. Mağaralara ,evlere ve metro duraklarına sığınanların olduğu yerlere de sel etki etmişti insanlar birer birer bitki ve hayvanlara dönüşmeye başlamıştı. Dünya intikamını alıyordu insanlardan. Bilim insanları bu garip yağmurun sebebini anlamaya çalıştı ama ne teleskoplar ne de laboratuvarlar bir açıklama sunabildi. Sanki dünya, gökyüzünün rengini ödünç almış, yeni bir çağa girmişti. Geceleri yıldızların ışığı yeşil parlıyordu. Ancak zamanla bir şey daha fark edildi. İnsanlar, yeşil yağmura ne kadar maruz kalırlarsa, o kadar doğayla bütünleşiyorlardı. Bazılarının ellerinden küçük sarmaşıklar uzamaya başladı, bazılarının gözleri yeşilin bin bir tonunda parıldıyordu. Kimileri bir süre sonra toprakla o kadar iç içe geçti ki, kök salmış ağaçlara dönüştüler.Gökyüzünden yeşil yağmaya devam etti ve zamanla insanlar sadece rüzgarın fısıltılarıyla konuşan, toprağın kalbinde atan varlıklara dönüştü.
Ve böylece yeni bir çağ başladı. Artık insanlar, yıldızlarla ve ağaçlarla uyum içinde yaşayan, dünyayı dinleyen ve onunla nefes alan varlıklar haline geldi. Geçmişin izleri silinmişti, ancak yeni başlangıç insanlığın doğayla kurduğu en güzel bağdı.
