Sevgili İnsan,
Gördüğün ağaçlar, soluduğun temiz hava, tükettiğin su ben olmamı sağlıyorum. Toprağımda yürür, gölgemde serinlersin. Şu anda sesimi anlamakta zorlanıyor olabilirsin, belki de dinlememeyi tercih ediyorsundur. Ama ben hâlâ sana bu mesajı yazıyorum. İçimde biriken sözler artık ağırlaştı, ve onları paylaşmak sabırsızlıkla bekliyor.
Bir zamanlar sana karşı iyi davrandım, sana yardım ettim. Yeşilliklerimin altında rahatladın, derelerimde huzuru hissettin. İlkbaharda seninle büyüdüm, yazın meyvelerimi seninle paylaştım. O eski günleri hatırlıyor musun? O zamanlar birbirimizi tamamlıyorduk. Sana anlatacak hiçbir şikayetim yoktu. Ama şimdi durum farklı. Vücudum yaralarla kaplı. Ağaçlarım kesildikçe nefes almakta zorlanıyorum, suyum kirlendikçe çığlıklarım canımı acıtıyor. Topraklarım zehirlendikçe verimim azalıyor ve çoraklaşıyorum. Eskiden sunduğum tüm güzellikler yavaş yavaş yok oluyor.
Gözlerin hep geleceğe bakıyor, daha fazlasını istiyorsun. Ama ben sadece “şimdi”de varım. Senin “bugüne” ihtiyacın var. Geçmişteki hatalarını anlıyorum. Hepimiz hata yaparız, ve bu hatalardan ders çıkarırız, değil mi? Ama büyümek sadece almak değil, bazen durup bakmak, anlamaya ve hissetmeye çalışmak demek. Açan bir çiçeği algılamak, esintinin uğultusunu dinlemek, toprağa çarpan yağışı hissetmek, bunlar sana unuttuğun şeyleri hatırlatabilir.
Ama hâlâ umudum var. Sana istediğini yeniden sunabilmek için sinyallerimi veriyorum. Unutma, yarın bana verdiğin değerle şekillenecek. Senin bana ihtiyacın var, ama şunu da unutma, benim de sana ihtiyacım var.
Bu zamanlarda acımı görmezden gelmek kolay olabilir. Ama bana zarar vermenin aynı zamanda kendine de zarar vermek anlamına geldiğini unutmamalısın. Benim varlığım, senin varlığınla bağlıdır ve sana yardımcı olmak için sürekli hazırım. Yeter ki uyum içinde yeniden başlamak için tarafsız bir zihniyetle yaklaş.
Lütfen beni duy. Tekrar arkadaş olalım. Birlikte nefes alalım, hayatı paylaşalım.
Sevgiler,
Doğa
