Döngü İçinde Miyiz?

Ünlü yazar Dostoyevski’nin bir sözü vardır: “İnsan, alışkanlıkların tutsağıdır.” Buna karşılık dünyaca ünlü düşünür Mevlana ise, “İnsan, her sabah yeniden doğar; bugün ne yaparsan odur.” sözüyle bambaşka bir bakış açısı sunar.

Bu düşünürlerin söylediklerinin bu kadar farklı olmasının sebebinin, hayata bakış açıları ve kafa yapılarının farklı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Kafa yapılarının farklı olmasının sebebi ise uğraştıkları meslekler ve yaşam biçimleriyle yakından alakalı olabilir. Bir yazar olduğunuzu düşünün. Günleriniz çoğunlukla benzer bir düzen içinde geçer: uyanmak, düşünmek, yazmak ve uyumak. Zamanla bu düzen insanı tekdüzeliğe ve alışkanlıklara sürükleyebilir. Şimdi de Mevlana gibi bir düşünür olduğunuzu hayal edin. Sürekli insanlarla iç içesiniz, farklı olaylar yaşıyor, yeni fikirler ve ilhamlar ediniyorsunuz. Çevrenin sunduğu sınırsız imkanlar sayesinde her gününüz bir öncekinden farklı olabilir. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere, yaptığımız işin ve yaşam tarzımızın düşüncelerimiz üzerinde büyük bir etkisi vardır.

Şimdi de bu iki sözün anlamlarına bakalım. Dostoyevski, sözüyle insanların zamanla alışkanlıklarına bağlı hale geldiğini, hayatın çoğu zaman aynı döngü içinde devam ettiğini ve bu döngüden çıkmanın zor olduğunu savunur. Ona göre bir şeye alışan insan, o alışkanlığın etkisinden kolay kolay kurtulamaz. Mevlana ise hayatın daha umut verici ve sınırsız yönlerine odaklanır. Hiçbir deneyimin boşuna olmadığını, her günün yeni bir başlangıç sunduğunu ve insanın kendini değiştirme gücüne her zaman sahip olduğunu vurgular.

Aslında bu sözlerle her iki düşünür de kendi hayata bakış açılarını yansıtmaktadır. Dostoyevski, hayatın zorluklarının ve gerçeklerinin farkında olan bir yazardır. Farklı edebi türlere ve insan psikolojisine hakim olması, onun hayatın karanlık ve zor taraflarını daha net görmesini sağlamıştır. Çünkü bilgi, beraberinde farkındalık getirir. Bu farkındalık da Dostoyevski’nin daha çok bardağın boş tarafına odaklanmasına neden olmuştur. Mevlana ise yaşamdan çıkardığı dersleri insanlara umut ve iyimserlik üzerinden aktarmıştır. Onun sözlerinin daha pozitif olmasının sebebi, karakteri ve hayata yaklaşımıyla doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden Mevlana, çoğu zaman bardağın dolu tarafını görmeyi tercih eder.

Sonuç olarak benim desteklediğim yorum Mevlana’nın yorumudur. Bunun sebebinin kişiliklerimizin benzer oluşuyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Hayatta bardağın dolu tarafını görmeye çalışırım; çünkü kaybetmekten korktuğum çok fazla şey yok. Bu bakış açısı beni daha cesur, daha azimli ve daha umutlu yapıyor. Yeni bir günün her zaman yeni bir fırsat sunduğuna inanmak, insanı hayatta bir adım daha ileriye taşıyabilir.

(Visited 6 times, 1 visits today)