Dünya Kupasından Bir Gün


Bir gün gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ve her şey değişti. Evet, beş yılda bir düzenlenen FIFA Dünya Kupası’nın açılış seremonisindeydim. Dünyanın her yerinden insanlar gelmiş, bu güzel turnuvanın başlangıcını kutluyorlardı.
Havadan İrlanda’yı temsil eden yeşil konfetiler yağıyordu. Uzun bir süreden sonra Turnuvaya katılmanın sevincini yaşıyor olmalıydılar. Bu sokakta gerçekleşen devasa festivalde dünyanın bin türlü yerinden gelen taraftarlar, ülkelerinin renklerini taşıyan formalarla ve elindeki bayraklarla ülkelerini temsil eden takımlarına destek veriyordu. Ben de elimde pizzamı almış bu heyecanlı ortamı hayranlıkla izliyordum. Tabii İtalya’ya gidip pizza yememek olmaz değil mi?

Turnuva maçları, Japonya ve Almanya’nın karşılaşmasıyla yarın başlayacaktı. Ben ise bugünki törenin yorgunluğuyla, ayarladığım otel odasına geçtim. Bütün haberlerde yarınki maç konuşuluyordu. Turnuvanın favorilerinden Almanyalı Hans Müller ve Japonyalı Hirashita Li, dünyanın en iyi 10 forvetinden ikisi olarak ülkeleri için adeta bir gol yarışına girecekti. Birkaç kanal arasında git-gel yapıp televizyonu çok geçmeden kapattım ve yarın saat 14.00’te başlayacak maç için enerji toplamak adına yatağa yatıp gözlerimi kapattım.

Otelden stada yürüyerek gitmiştim. Maçın başlangıcından bir saat erken gelmeme rağmen sıradan dolayı içeri girene kadar yarım saat sıra bekledim. Neyse ki bana ayrılan koltuğa oturmadan büfeye dondurma almak için gittiğimde önümde çok kişi yoktu. Çikolata parçalı naneli dondurmam elimde koltuğumu bulup yerime yerleştim. Turnuvanın açılış maçı olduğundan maçtan önce on beş dakikalık, içinde Rihanna’nın da olduğu, muhteşem bir konser oldu. Çok geçmeden kadrolar sayıldı ve iki takım kendi yarı sahalarına geçti. Hakemin düdüğü ile maça Japonya başladı.

Japonya bu oyunu hızlı oynamaya karar vermiş gibi görünüyordu. Top kimsenin ayağında üç saniyeden fazla kalmıyordu. Bu da Almanya’nın defansında birkaç açıklık oluşmasına yol açtı. Bu oyun stili ile birkaç atak denemesi yapan Japonya, on dakikanın sonunda Hirashita’nın kafa gölüyle üstünlüğü sağladı. Oyuna başlayan Almanya’nın uyguladığı atak sistemi ben dahil herkesin kafasını karıştırdı. Almanyalı bir defans oyuncusu takımın odağı olmuştu. Herkes topu ona atıp ileri koşarak ondan ileriye doğru top bekliyordu. Beni asıl şaşırtan şey ise bu alışılmadık oyun planının gerçekten işe yaramasıydı. Almanyalı bir kanat oyuncusu havadan gelen topu kontrol edip hızına yetişemeyen bek oyuncusunu geçtikten sonra golünü attı. Maç en sonda beraberlikle sonuçlandı.

Stadyumdan memnun ve heyecanlı bir şekilde ayrıldım. Bu hayatımın en güzel günlerinden biri olabilirdi. O günden sonra Dünya Kupası bitene kadar İtalya’da kaldım.

(Visited 18 times, 1 visits today)