Duygular Dünyası

Sanat ruhu, her insanın içinde bulunan, kiminin keşfetmiş olduğu kiminin ise henüz keşfetmediği ya da keşfetmeyi reddettiği bir duygudur. Her insanın bir sanata yeteneği vardır ancak bunu görmek isteyenler maalesef ki azınlıktadır. Bu duygu olmazsa, insan duygularını ifade edemez ve adeta duygusuz bir canlıdan ibaret olur. Bu duygusuz canlıların hepsini bir araya toplasaydık eminim çok büyük bir kargaşa çıkardı.

Sanat duygusu, bizlerin hayatını renklendiren en büyük detaylardan olduğu gibi, kendimizi özgürce ifade edebildiğimiz apayrı bir dünyadır. Örneğin, bir komedi programında bir topluluğun ortak olarak yaşadığı bir sorundan ya da günlük hayattan örnek verilebilir. Bu tür komediler bir başarı elde ederken bir yandan da problemin çözücülerine seslenirler. Müzikte, resimde bunlar bazen yardım çığlıkları da olabilir, kimi zaman bir duygu, kimi zaman ise bir toplumun sesi olabilirler. Bu eserler ise sanat dünyasına girmedikçe bir değer kazanmaz. Sanatı yücelten sanatçılar değil, ilgilenen toplumdur. Hayır, esere öylesine göz atıp geçen bir topluluktan bahsetmiyorum, eserin kalbine inmek isteyen bir topluluktan bahsediyorum. Çünkü, onlar sanat duygusunun verdiği hazzı deneyimlemiş insanlardır ve esere her bakışlarında bir detay daha gördüklerini fark ederler. Mesela müzik dinlediğimizde bir şarkıyı çok beğeniriz ve saatlerce hatta bazen günlerce o şarkıyı dinleriz. Belki ritmi bizi heyecanlandırıyordur belki de sözlerini beğenmişizdir sadece. Fakat o şarkıyı her başa sardığımızda, biraz daha dikkat ettiğimizde yeni bakış açıları görürüz ve bize o şarkı başta verdiği hissiyattan çok daha farklı bir hissiyat verebilir. Ya da bir resme baktığımızda koyu tonlar ağırlıktaysa bize korku, karanlık, umutsuzluk, hüzün gibi duygular yansıtırken; açık tonlar kullandığımızdaysa bize aydınlık, umut, sevgi gibi duygular verebilir. Bu da sanatın insana yansımasıdır.

Sanatın değeri de tartışılması gereken ayrı bir konudur, kısaca bahsedeceğim çünkü bunu size anlatabilmem için ayrı bir yazı yazmam gerekir.  Sanatın değeri, yaşlandıkça yükselir. Şimdi sizden düşünmenizi istiyorum. Bildiğimiz üzere Picasso başarılı bir ressamdır, fakat 1900’lü yılların başında Picasso’ya yapmış olduğu eserler ile Leonardo Da Vinci’nin eserleriyle karşılaştırmasını isteseydik bir saniye bile düşünmeden Da Vinci’nin nasıl bir dahi olduğundan ve sanatının onun kadar değerli olamayacağını söylerdi. Aynı şekilde günümüzde bir ressama bunu sorsaydık o da muhtemelen eserlerinin asla Picasso’nun eserleri kadar değerli olamayacağını söylerdi. Siz bir de şu an neredeyse hiçbirimizin tanımadığı ressamları yüz yıl sonra görün. İşte sanat dünyası da eskilere aşık yaşlı bir teyzemiz gibidir. Sanat, insanın duygularını tüm şeffaflığıyla dökebildiği yerdir. Bazen ağlar haykırırcasına tablodaki kargaşayla, bazen de sustuğunu gösterir sakin ritmiyle. 

(Visited 9 times, 1 visits today)