Duygular ve Hayat

Duygular hayatın inkar edilemeyecek kadar büyük bir parçasını kapsıyor. Yaptığımız iş, hoşlandığımız kişiler, değer verdiğimiz eşyalar ve daha birçok unsurda duygu vardır. Duygular aynı zamanda kişiden kişiye göre değişebilir ve bu her zaman fiziksel olarak yüzlerine ve beden dillerine yansımayabilir. Bunun farkına vardığım zamanı hâlâ o kadar net hatırlıyorum ki…

İşe başlayacağımın ilk günüydü, heyecandan içim patlayacak gibi hissediyordum. Ne giyeceğim, hangi insanlarla karşılaşacağım, benim hakkında ne düşünecekleri kafamda bir soru işaretiydi. Geç kalmamak için on dakika içerisinda hazırlandım ve otobüs durağında bekliyordum. Benimle beraber bekleyen beş kişi daha vardı. Beklerken yan tarafımdan ilginç sesler gelmesi üzerine kafama yana çevirdim. Yirmili yaşlarında bir kadın ağrılığını bir ayağından diğerine veriyordu ve sürekli kolyesiyle oynuyordu. Yüzünde kaygılı bir ifade vardı, sanki dünyanın bütün sorumluluklarını yüklenmişçesine. Kadının rengi tamamen sarıydı, gözleri kan çalmış ve dudakları soluktu. Kadının hemen yanında bir adam vardı. Yüzünü telefonundan ayırmıyor ve öfkeyle biriyle mesajlaşıyordu fakat beden dili gayet sakin ve vücusu maviydi. Bunu gördüğümde dehşetler içerisine düşmüştüm. Dışarıda yansıttğı hali ile duyguları nasıl bir olmazdı? Otobüs nihayet vardı, oturacak yer bir tek arkalarda kalmıştı. Yanıma orta yaşlarda, kel, zapzayıf bir adam oturdu. Adam, bütün yolculuk boyunca sohbet etti ve ona ilk günüm olduğunu söyleyince tavsiyeler vermeye başladı. Bütün bu konuşkanlığına rağmen rengi çok koyu bir maviydi, içerisinde fırtınalar kopuyorcasına, anlatamadığı bir acı varmışçasına. Gözlerine biraz yansıyordu, arada bir gözleri yaşarıyor ve hemen elindeki yırtık, eskimiş mendille siliyordu.

Yarım saat sonra işe vardım. O kadar heyecanlıydım ki ellerim titriyordu. Kapılardan içeri girmek için kartımı okuttum ve girdiğimde binbir çeşit renk karşıladı beni. Zorlu bir süreç sonrasında ofisimi buldum ve bir oda arkadaşım olduğunu öğrendim. Benim yaşlarında, kısa boylu ve bir hayli tombik bir adam oturuyordu karşı masada. Tanıştık biribirimizle ve bana iş yerindeki prosidürleri anlatmaya başladı. Çok güler yüzlü ve sürekli tebessüm ediyordu. Bir defa bile üzgün olabileceğine dair belirti vermedi. Rengine bakılırsa siyaha çalan bir mavinin tonu vardı. Biraz daha konuştuktan sonra masanın üstünde bir ton hap olduğunu ve her yerde ailesinin fotoğrafları asılıydı. Gözleri her masasına kaydığında rangi değişiyor ve yüzündeki o gülüş kayboluyordu, tekrar bana baktığında eski rengine geri dönüyordu. Binayı tanıtmak amaçlı beni gezdirdi. Gezi sırasında herkesin birbirine ne kadar benzediği ve bir o kadar da farklı olduklarını algıladım. Her biriyle göz göze geldiğimde renklerin bir farklılık oluyordu. Yemek molasına kadar sohbet ettik ve gezdik. Aşağıya yemekhaneye indiğimizde yan ofistekilerle tanışma fırsatım oldu. İki tanesiyle hemen kaynaştım, diğerlerine yaklaşması zordu. Hepsini birbirlerinden farklı kılan bir özelliği vardı. Kimisi şakacı, kimisi içine kapanıktı. Yemek molası bittiğinde ofisime çıkarken odaların hepsinden farklı renkler geldiğini fark ettim. Camlardan değişik değişik renkler yansıyordu. Bina adeta bir gökkuşağı gibiydi. Herkes kendi işine o kadar odaklanmışki kimsi durup renklerin uyumuna ve güzelliğine bakmıyordu. İşten çıkasıya kadar renklerin sürekli değiştiği dikkatimden kaçmadı. Yanında çalıştığım kişi de, kapının altından gelen renkler de sürekli bir değişim hali içerisindeydi.

 

Uzun bir gün sonunda eve geldiğimde yorgundum. Çay demledim ve kanepeye oturdum. Çayımı yudumlarken kendi kendime düşünmeye başladım. Duraktaki kadın, otobüsteki adam, yanımda çalışan eleman, yan ofistekiler; hepsinin kendilerine ait hayatları, değer verdikleri insanlar, hoşlandıkları şeyler, gözlerine yaş getiren anıları, anlatması çok acı olan hikayeleri vardı. Hepsinin duyguları farklı ve değişiyordu. Yüzlerine yansıyordu ya da yansımıyordu. Duygular ne kadar önemli bir şeydi. Hayat duygu olmasa tamamen anlamsız olurdu çünkü hayat, anlam verdiğimiz takdirde değerli olur. Ben bile bugün kaygılı olmasaydım sıradan bir gün olurdu. Duyguların insanlara renklerle yansıması bile hayatın duygu olmadan ne kadar monoton geçeceğini anlatıyor.

(Visited 2 times, 1 visits today)