Duyguların renklerle görülebildiği bir şehirde yaşadığımı hayal ediyorum.
Sabah uyandığımda pencereden dışarı baktım. Gökyüzü normal mavi değildi, insanların mutluluğu nedeniyle sarı ve turuncu tonlarda parlıyordu. Okula gitmek için sokağa çıktım.
Yolda yürüyen bir teyzenin etrafında yumuşacık pembe bir renk vardı. Belli ki çok huzurluydu. Bir çocuk bisikletten düşmüştü; onun etrafında ise koyu gri bir üzüntü bulutu dolaşıyordu. Hemen yanına gidip yardım ettim. Bana teşekkür edince gri renk yavaşça açık yeşile dönüştü. Bu rengin umut anlamına geldiğini biliyordum.
Okulda öğretmenimiz bizi görünce çok sevindi ve sınıfın içi bir anda altın sarısına büründü. Teneffüste arkadaşlarımla oyun oynarken etrafımız rengârenk ışıklarla doldu. Bazen tartışan arkadaşların çevresinde kırmızı ve siyah renkler beliriyordu fakat barıştıklarında bu renkler sakin bir maviye dönüşüyordu.
Akşam eve dönerken annemi kapıda görünce içimi sıcacık bir sevgi kapladı. Bu şehirde duyguları görmek, insanlara karşı daha anlayışlı ve sabırlı davranmamı sağlıyor. Çünkü artık birinin üzgün, kızgın ya da mutlu olduğunu hemen anlayabiliyorum.
Keşke herkes böyle bir yerde yaşayabilse. O zaman dünya daha anlayışlı ve daha güzel bir yer olurdu.
