Sabah uyandım camdan dışarıya baktım, doğmuş güneşim. Hemen güneşi selamladım ve sokaktan geçen insanlara bakmaya başladım. İki tarafında da kaldırım olan yolun sağ tarafında yürüyen yaklaşık 50-60 yaşlarında elinde bastonu başında kasketi ile Mehmet Amcayı gördüm. Başının üstünde yemyeşil ışık yanıyordu, bunu görür görmez ona selam verdim. Burada insanların neler hissettiğini başlarının üstünde yanan ışığın renginden anlayabilirsiniz. Eğer yeşil ışık ise pozitif, sarı-turuncu ise ya yeni uyanmıştır ya da nötrdür ve en tehlikelisi olan kırmızı renk yanıyorsa o insandan uzak durmalısınız. Eğer bir insanın başının üstünde kırmızı ışık varsa ya kavga etmiştir ya edecektir ya da gözü dönmüştür.
Mehmet Amcayı selamladıktan sonra odamın sağ köşesinde bulunan kapıdan banyoma geçtim. Hızlıca sımsıcak duş aldıktan sonra üzerimi değiştirmek için siyah kapaklı gardıropumun altın sarısı kulpundan tutup açarak kendime kıyafet seçtim. Kıyafetimi giyindikten sonra son kez dışarıdaki insanların duygularını kontrol etmek için dışarıya baktım. İnsanların çoğunluğu iyi, mutlu hissediyordu. Benim kombinim ise o insanlara göre bayağı agresif kalıyordu. Hemen kendime yeni kıyafetler seçtim ve giyindim. Açık mavi gömlek üstüne lacivert kazak ve altına ise koyu renk kot pantolon giyindim. Bence bu eski kombinimden daha pozitifti. Dışarıya çıktım ve kırmızı tabelası olan o şık kafeye girdim. Bir masa haricinde ki bütün masalar pozitifti. O masadaki adamı daha önce benim de çalıştığım şirkette iş toplantısı yaparken görmüştüm. Yanlış hatırlamıyorsam bugün için de randevu almıştı, belli ki pek iyi geçmemiş. Kafenin o siyah deri koltuklarının sıcağı normalden fazla hissettirmesiyle hesabı ödeyip çıktım. Biraz yürüdükten sonra kayboldum. Bir mahalleye gelmiştim, bu mahalle öyle bir mahalleydi ki herkesin rengi kırmızı, herkesin yüzü asıktı. Tedirgin olmama bağlı olmalı ki benim de rengim turuncu oldu.
Bu mahallenin hiç tekin olmadığı kesindi. Her tarafta elinde sopalar, kesici aletler bulunan insanlar vardı. Benim de yüzümdeki korkuyu hissetmiş olacaklar ki üstüme doğru gelmeye başladılar. En önde yürüyenin üzerine çizgili eşofman takımı ve elinde de kesici alet vardı. Benim de rengim kırmızıya dönmüştü. Hayatta kalma içgüdüsü ile 2 yıl önce uzun boylu ve fiziği aynı bana benzeyen bir ustadan öğrendiğim şeyleri bana doğru gelenlerden en öndekine uyguladım. Adamı boyun kilidine alıp kalanlara gitmeme izin vermelerini yoksa adamı onun elinden aldığım kesici aletle öldüreceğimi söyledim. O tekinsiz, uzun ince mahalleden boyun kilidine aldığım adamla beraber çıktık. Mahalle çıkışında adamı bıraktım. Evime doğru hiç durmadan koştum. Ayağımdaki kırmızı çizgili siyah ayakkabılar sağ olsun ayağımı hiç rahatsız etmeden eve gidebildim. Bir daha da o uzun ince mahallenin 5 km çevresine gitmemeye yemin ettim.
