Merhaba, yine ben, İrem. Eğer yine beni görüyorsanız demek ki yine anormal bir şey olmuştur (Neden hep beni buluyorlar bilmiyorum.)Bir sabah uyandım (yine) ve yatağımda oturmaya başladım. Değişikti. Odamdaki duvar saatim 10.30’u gösteriyordu. Yani annemin beni çoktan kahvaltıya çağırmış olması gerekiyordu. O anda gözüm duvara değil de yere takıldı. Bir karınca vardı. Ama karınca o kadar net gözüküyordu ki… Ben karıncaya bakakalmışken içeri kedim Şeker daldı. Yani dalmaya çalıştı. Duvarlara çarpıp duruyordu. Yatağıma bile zor çıktı ki bunu hep kolayca yapar.
Ben Şeker’i severken annem kapımı çaldı “İrem, anneciğim, kaç saattir sana sesleniyorum, duymuyor musun?” dedi. Kafam karışmıştı çünkü hiçbir şey duymamıştım. Sonra anneme bunu söyleyip yatağımın yanındaki karıncayı gösterdim. “Anne, bak ne kadar net gözüken bir karınca.” dedim. Bu sefer de annemin kafası karıştı. “Orada bir şey yok ki?!” dedi. Kesinlikle bir şeyler ters gidiyordu. Aldırmadım ilk başta kahvaltıya kadar.
Kahvaltı masasına oturduğumda kardeşim şöyle dedi: “Anne, ben resmen bu yemeğin tadını alamıyorum. Çok tatsız tuzsuz yapmışsın.” Şaşırmıştım. Kardeşim normalde böyle şeyler söylemez. Babam araya girdi: “Ne demek istiyorsun, oğlum? Ben yemeğin içinde neler kullanılmış, onu bile anladım.” dedi ve annemin yanağına bir tane öpücük kondurdu. Yine şaşırmıştım. Normalde babamın damak tadı çok da gelişmemiştir. O, her şeyi beğenebilir.
O andan sonra anladım ki bugün normal bir gün değildi. “Anne, haberleri açar mısın?” dedim. Annem dediğimi yaptı ve her zamanki gibi yaşadığım yerde bir anormallik yaşandığını öğrendik. İnsanlar bugün bir duyu organını daha güçlü hissedip diğerlerini normalden daha düşük hissediyormuş. O yüzden bugünü daha çok şey yaşamak istemedim ve yatağıma geçip biraz şekerleme yaptım. Ama annemler ne yaptı, onu bilemem. Belki de bu olanlar gerçek değildi…
Belki de öyleydi.
