Binlerce insan vardı o gece. Zenginler, ünlüler ve dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca kişi, dünyada yapılmış en büyük festivalin açılışına gelmişti. Herkes heyecanla bekliyordu. Kapılar açıldı ve insanlar içeriye girmeye başladı. Tünelin birinci bölümüne giriş yapıldı.
Bu tünel bir illüzyon tüneliydi. İlk olarak herkes biletlerini verdi. Sekiz farklı oda vardı ve her odanın içi ayrı bir illüzyona sahipti. Örneğin bir odanın içinde sallanan bir köprü vardı. Zemin normalde bildiğiniz betondu ama üzerindeki çizim sayesinde sanki köprüden düşersek boşluğa düşecekmiş gibi hissediyorsunuz. Sallanan köprüde durmak insanın içine ayrı bir heyecan katıyordu. Bu tarz odalar bir sürü vardı.
Biraz ileride tünelin ikinci bölümü vardı. Bu bölümde oda ikiye ayrılmıştı: bir taraf futbol, diğer taraf basketbol içindi. Futbol tarafında amaç, kaledeki hedef tahtalarını vurmaktı. Üç hedef tahtasını altmış saniye içinde vurursanız bir ödül kazanıyordunuz. Basketbol tarafında ise otuz saniye içinde yaptığınız atış sayısı kadar kupon kazanıyordunuz. Örneğin on kupon kazandıysanız 10 kupon değerinde bir hediye alabiliyordunuz. Kupon sınırı on beşti.
Tünel üç ise genellikle farklı kültürlere odaklanmıştı. İçinde Hint, Japonya, Amerika ve Meksika kültürlerinin geleneksel kıyafetleri, yemekleri ve tarihi eserlerinden oluşan bir müze bulunuyordu.
Müzenin en güzel yanlarından biri, her kültüre özel bölümlerde belli bir ücret karşılığında kiralanabilen geleneksel kıyafetlerdi. Bunları giydikten sonra anı kalması amacıyla fotoğraf çektirebileceğiniz ücretsiz kabinler vardı. Bu bölümler arasında birçok hediyelik dükkan da bulunuyordu.
En sonunda ise yirmi dakika süren bir korku tüneli vardı ve bu, eğlence festivalinin sonuydu.
