Bir anda dışarıdan gelen bir sesle irkildim. Hemen pencereye koşup dışarıya baktım ve gözlerime inanamadım! Dev gibi bir uzay gemisi gökyüzünde süzülüyordu. İlk başta çok şaşırdım, sonra merakım arttı. Hemen evden çıkıp, uzay gemisinin yanına gitmeye karar verdim.
Uzay gemisinden hiçbir ses gelmiyordu, her şey çok sessizdi. O sırada küçük pencereden bir uzaylıyı fark ettim. Bu uzaylı oldukça garip bir varlıktı; uzun boylu, üç siyah gözü olan ve yeşil renkte bir yaratık. Tam ondan kaçmaya hazırlanıyordum ki, bana “Merhaba!” dedi.
Şaşkınlıkla geri adım attım. Uzaylı, adının PX1375 olduğunu söyledi ve Dünya’ya bir eşya almaya geldiğini açıkladı. Bu eşyanın elmas olduğunu öğrenince çok şaşırdım. “Neden elmas alıyorsun?” diye sordum. PX1375, kendi galaksisinde hiç yıldız olmadığını ve elmasları kullanarak yıldız yapacağını söyledi. Eğer elmasım olsaydı, hiç düşünmeden ona verirdim.
Fakat o günden sonra PX1375’i bir daha hiç görmedim. Yıldızı olmayan bir gökyüzüne bakmak karanlıkta yürümeye benzer… Umarım yeterince elmas toplamış ve galaksisine dönebilmiştir.

