Bir gün uyandığımda annemin üstünde sinirli bir emoji vardı. Anneme, “Anne, bu sinirli emoji neyi temsil ediyor?” diye sordum. Annem sinirle, “Nereden bileyim ben!” deyince anlaşıldı. Bu emojiler o gün nasıl olduğunu anlatıyordu. Sonraki günler sakin, mutlu, üzgün diye değişti. Sonraki gün üzgündüm.
Üzgün olduğum için başıma kötü şeyler geldi. Sonra bir an sistem dondu. Sadece ben hareket ediyordum. Aslında biri daha hareket ediyormuş. Aslında sevdiğin biri varsa sonsuza kadar mutlu oluyormuşsun. Bir gün yine dondu. Bu sefer ben ve o kişi de dondu. Sistem bozuldu. “Ama nasıl?” demeyin. Çünkü ben de bilmiyorum. Bunun için bir arkadaşımdan yardım aldım. Bir gün yine şirin mi şirin, zeki mi zeki bir köpek sistemin kablosunu çizmiş, kemirmiş, üstüne tuvaletini bile yapmış ve bozmuş. Ama nasıl bozduysa… On bin yıl böyle kaldık. Bu çok komikmiş gibi gülüyorlar. Köpeği sahiplendim. Bana bir milyon dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz lira verdiler. Çok acayip. Sonra bir arkadaşım beni kıskanıyor ama nedenini anlamıyorum. Sonra bir eşek gördüm. Ama öyle böyle bir eşek değil. Sanki eşek değil, fil. Acayip şişman.
Dünya bazen kötü şeyler verebilir. Bu şartları iyiye çevirmenin bir yolu var: bir eşek sahiplenmek.
