Bir bahar sabahıydı. Elif, abisinin ona bağırmasıyla uyandı. Elif için abisi Kerem her şeyden önemliydi çünkü iki gün sonra askere gidecekti. Abisi her ne kadar kendisine bir şey olmayacağını Elif’e söylese de Elif yine de gitmesinden dolayı üzgün ve başına bir şey gelebileceğinden korkulu bir haldeydi. Sabah, ikisi de hazırlandı ve Kerem, kardeşini okula bırakacağını söyledi. Elif’in ağzı bir anda kulaklarına vardı; abisiyle geçirdiği her vakit onun için çok önemliydi. Elif, annesini küçük yaşta kaybetmişti; babası ise savaşta yaralandığından yıllardır hastanede yatıyordu. Bir akrabasını daha kaybetmek onun için çok büyük bir acı olurdu. Hele ki en sevdiği, küçüklüğünden beri en iyi anlaştığı akrabası vefat etse veya başına bir şey gelse, Elif üzüntüden ne yapacağını bilemezdi.
“Artık gelsen iyi olacak, yoksa geç kalacağız.” diye seslendi Kerem. Elif hemen çantasını aldı ve abisinin arabasına bindi. Okula vardıklarında Elif, abisine sıkıca sarıldı, abisi de ona. Günler su gibi akıp geçti. Kerem askere gideli yedi hafta olmuştu ve savaş haberleri gelmeye başlamıştı. Elif, “Nasıl olur?” diye düşünedururken, okul müdürü Elif’in sınıfına gelip onu çağırdı. Abisinin savaşta yaralandığı haberi gelmişti.
Elif bu haberi alalı günler olmuştu, hâlâ yeni bir haber yoktu. Bir anda zil çaldı. Elif hemen açmaya gitti; postacı gelmişti, elinde özel bir zarf vardı. Elif hemen zarfı alıp salona geçti. Okudukça umudu yeniden yeşerdi, çünkü bu abisinden gelen bir mektuptu. O ölmemişti, yaşıyordu! Görevinin dört güne biteceğinden ve iyi olduğundan bahsediyordu. Elif’in etekleri adeta zil çalıyordu. O dört gün çok zor geçti ama en sonunda bitti ve abisinin dönüş haberi Elif’i aşırı heyecanlandırıyordu.
Zil çaldı. “Geldi, abim geldi!” diye kendi kendine konuştu Elif. Kapıyı açtı ve karşısında abisini gördü. Birbirlerine sımsıkı sarıldılar. “Seni çok ama çok özledim, canım abim,” dedi Elif. “Ben de seni, en sevdiğim kardeşim,” dedi Kerem ve sarılmaya devam ettiler. “Hayatta bazen en çok sevdiğimiz şeylerden veya kişilerden ayrı kalmak zorunda kalıyoruz. Bunlar en büyük zorluklardır ama bunları aşabiliyorsak hayatta aşamayacağımız engel yoktur, canım kardeşim.” diye ekledi Kerem.
