En Yakın Arkadaşım ile Küsünce

  Hepimizin en yakın arkadaşıyla bile bazen anlaşamadığı, küçük kavgalar yaşadığı anlar olur, değil mi? Ben de bunu yaşıyorum. Bazen aynı şeyleri istemiyoruz ya da birbirimizi yanlış anlıyoruz ancak küslük kötü bir şey olduğu için, arkadaşlığımızı korumak adına kendime özel bir çözüm yolu buldum.

  Bir kavga çıktığında içimde sanki bir yanardağ patlıyormuş gibi hissediyorum ama çok sinirliyken hemen konuşursam kırıcı şeyler söyleyeceğimi biliyorum. Bu yüzden ilk adım olarak duruyorum. Hatta arkadaşıma “Şu an sinirliyim. Biraz ayrı duralım, sonra konuşuruz.” diyorum. Bu sayede ikimiz de sakinleşiyoruz ve ben de hemen tepki vermek yerine durup düşünmeyi öğreniyorum.

 Sakinleştikten sonra sıra konuşmaya geliyor. Bu aşamada konuşmaktan çok, önce onu dinlemeye odaklanıyorum. Sadece ne söylediğini değil, neden öyle düşündüğünü de anlamaya çalışıyorum. Örneğin, en son parkta buluşma saatini yanlış anladığım için küsmüştük. Meğer benim yüzümden antrenmanına geç kaldığı için çok üzülmüş. Onu gerçekten dinlemek, birinin neden sinirlendiğini ya da üzüldüğünü anlamayı, yani empati kurmayı bana öğretti.

  Sıra bana geldiğinde ise onu suçlamıyorum. “Sen hep geç kalıyorsun” demek yerine, ne hissettiğimi anlatıyorum. Mesela “Geç geldiğinde kendimi önemsiz hissediyorum çünkü sözlerime değer verilmesi benim için önemli,” diyorum. Bu şekilde konuştuğumda o da beni daha iyi anlıyor.

Son olarak bu sorunun bir daha yaşanmaması için basit bir plan yapıyoruz. Geç kalma sorununu çözmek adına, bundan sonra önemli buluşmalardan 15 dakika önce birbirimize “Yoldayım” diye mesaj atmaya karar verdik. Bu adımlar sayesinde küslükler sona erdiğinde, arkadaşlığımız daha sağlam hâle geliyor ve birbirimize olan güvenimiz artıyor.

(Visited 3 times, 1 visits today)