Bir gün otobüsten indiğimde hava beklediğimden çok daha karanlıktı. Sokak lambasının altında etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi.
Tam o sırada bir sokak köpeği bana doğru koştu ama bir anda kaçtı. Elime baktığımda hafif bir çizik olduğunu fark ettim. Aceleyle çizik yerine bez sardım ve yerdeki bir oku gördüm. Merakla oku takip etmeye başladım.
İlerlerken önümde bir fıçı çıktı ve beni başka bir yöne yönlendirdi. Kısa süre sonra kendimi bir mağaranın önünde buldum. İçimdeki ses, ipuçlarının beni önemli bir yere götürdüğünü söylüyordu.
Mağaraya girmeden önce yerde bir şişe buldum. İçinde bir mektup vardı:
“Mağaraya gir ve ipuçlarını takip etmeye devam et. Sonunda bir sandık bulacaksın.”
Cesaretimi toplayıp mağaraya girdim. İçeride işaretleri dikkatle takip ettim ve sonunda bir sandık buldum. İçimdeki huzursuzluk biraz azaldı; çünkü anneme sabah kötü davrandığım için pişmandım. Sandık belki onun gönlünü alabilirdi.
Tam sandığı açacakken mağaranın tavanındaki sarkıtlar çökmeye başladı. Korkuyla sandığı kaptım ve tüm gücümle mağaradan çıktım. Dışarıda nefesimi toparladıktan sonra sandığı açtım. İçinden annemi mutlu edecek eşyalar ve biraz para çıktı.
Eve gidip bunları anneme verdiğimde yüzündeki gülümsemeyi görmek her şeye değdi. O an içimdeki huzursuzluğun tamamen geçtiğini hissettim.
Ve düşündüm: her gün annemi mutlu etmek, küçük şeylerle bile büyük bir fark yaratabilir.
