Şu an Japonya’da bir yapay zekâ kongresindeyim. Burası kodlamalar, ekranlar, tabletler, telefonlar, robotlar ve dronlarla dolu. Tabii ki burada her ülkeden insan var. Herkes bu icatları göreceği için çok heyecanlı. Yeni geliştirilmiş olan MD3’ü görmek için can atıyorlar, tabii bu son teknoloji bir icat olduğu için fiyatı oldukça pahalı.
İnsanlar normal merdivenleri kullanacak değil ya; uçan asansörlerle inip çıkıyorlar. Burada her şey teknolojik. Her yerde çok fazla mavi ışık var ve gerçekten gözlerim yoruldu. Tabii bunun için bile bir teknoloji geliştirilmiş.
Bir süre sonra kongre başkanı konuşmaya başladı. Dünyamızın ne kadar geliştiği hakkında bir konuşma yapıyordu. Eski teknoloji ile günümüz teknolojisini karşılaştırıyor ve ne kadar ilerlediğimizi insanlara gösteriyordu.
Bir anda içeri bir dron girdi. Bize lazerle ateş etmeye başladı; kaybedecek zaman yoktu. Teknoloji bize karşı dönmüştü. Hepimiz masaların altına çöktük. Güvenlik görevlileri dijital kalkanlarla bizi koruyarak binayı terk etmemize yardım etti.
Dışarı çıktığımızda bir de ne görelim: etraf tam anlamıyla kaos içindeydi. Tüm teknolojik aletler insanlara saldırıyordu. Bu, kazanamayacağımız bir savaşın başlangıcıydı.
Bu olay beş yıl önceydi… Artık dünya nüfusu sona erdi ve ben hayatta kalmaya çalışmaktan yoruldum.
