Felaket Günü

Her şey penceremden gelen parlak bir ışığı fark etmemle başladı. Sabah yeni uyanmıştım ve kahvaltı yapıyordum. O gün hava tuhaf derecede sıcaktı. Bunu biraz garipsedim ama üzerinde fazla durmadım.

Bir anda elektrikler kesildi. Ardından doğal gaz, su ve hatta pille çalışan araçların bile çalışmadığını fark ettim. Bunların hepsini yaklaşık yirmi dakika içinde anladım. Tam o sırada güneş ışınları evi tamamen kapladı. Işığa baktığım anda gözlerim yanmaya başladı. Dışarıdan insanların çığlıkları geliyordu ama ne olduğunu anlayamıyordum.

Görüşüm giderek bulanıklaşıyor, büyük bir korku hissediyordum. İnsan çığlıklarına, binaların sarsılması da eklenince herkes panikle sokağa çıktı. Ben de onlarla birlikte dışarı çıktım. İnsanlar “Dünyanın sonu geldi!” diye bağırıyordu.

Bir süre sonra gökyüzünde siyah noktalar belirdi ve her yer kırmızı bir renge büründü. Yer sallanıyor, gökten büyük taşlar düşüyordu. Bu felaketten kurtulan az sayıdaki insandan biri olduğumu fark ettim. Havada kötü kokulu bir gaz vardı ve nefes almakta zorlanıyordum.

Çevreye baktığımda neredeyse hiç insan kalmadığını gördüm. Derelerin rengi değişmişti ve etrafta garip görünümlü hayvanlar vardı. O an, yaşananların dünyanın sonuna işaret ettiğini anladım. Bu olay bana doğanın dengesinin bozulmasının ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini düşündürdü.

(Visited 3 times, 1 visits today)