O gün hayatımın en iyi uykusunu uyumuştum. Yavaşça gözlerimi aralarken annemin neden beni uyandırmaya gelmediğini merak ettim. O da uyuyakalmış ya da unutmuş olabilirdi. O anda kafamda birçok senaryo oluşturdum. Kalkıp annemi kontrol etmem gerekiyordu, endişelenmiştim. Tüm bunları yapmadan önce yüzümü güzelce yıkamam gerekiyordu çünkü bu uykulu gözlerle hiçbir şey göremezdim. Neredeyse gözlerim kapalı halde banyoma doğru ilerledim. O da ne! Duvara çarpmıştım. Acıyla gözlerimi kocaman açtım ve odamda olmadığımı fark ettim.
Gerçekten şaşırmıştım. Burası neresiydi ve nasıl buraya gelmiştim? Bunları düşünürken gözüm odanın penceresine ilişti. Pencerenin ardında masmavi bir deniz vardı. Önce birkaç hayal kurdum ama bir dakika… Ben Ankara’da yaşıyordum! Burada deniz olamazdı ki! Ortada büyük bir sorun vardı. Odamda olmamam yetmezmiş gibi yaşadığım şehirde bile değildim! Diğer odaları kontrol etmeli miydim? Acaba başkaları var mıydı? Denemeden öğrenemezdim fakat korkuyordum. Bu fikri bir kenara koyup içinde bulunduğum odayı incelemeye karar verdim.
Uyandığım yerde, yani odadaki yatakta, bir cihaz duruyordu. Cihazı elime aldım. Üzerinde “Işınlayıcı 3000” yazıyordu. Bu cihaz mı beni buraya ışınlamıştı? Cihazı yatağa doğrulttum ve tetiğe bastım. Yatak bir anda yok oldu! Bunu odadaki birçok eşyayla denedim ve hepsi yok oldu. Bu cihazın her şeyi evime ışınladığını umarak cihazı kendime doğrulttum, gözlerimi kapattım ve tetiğe bastım.
Gözlerimi açtığımda evdeydim. Annemi, babamı ve kardeşimi, şaşkın gözlerle diğer eşyalara bakarken gördüm. Birkaç saniye sonra hepsi beni fark etti ve çok mutlu oldular. Özlem gidermemiz bittikten sonra ilk soruyu ben sordum:
“Neden farklı bir yere ışınlandığımı bilen var mı?”
Annem ve babam, kızgın gözlerle kardeşime baktı. Kardeşim ağlamaklı bir sesle konuştu:
“Ben bir arkadaşımdan bu cihazı aldım, o da yerde bulmuş. Sende denemek komik olur diye düşünmüştüm. Seni başka bir yere ışınlayabileceğimden haberim yoktu.”
Kardeşime sarıldım. Annem ve babam da bize sarıldı. O anda benden mutlusu yoktu.
