Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu an başladı. Etraf bir anda karardı; fener söndü, tüm ışıklar kapandı. Hemen evden çıktım. Devasa bir karadelik evi yutuyordu. Oradan hızla uzaklaştım; kuytu bir köşede bisikletime binip kaçtım. Etraf kararmaya devam ediyordu. Kaçtıkça o da arkamdan geliyordu. Bu sırada telefonum çaldı. Numara 171221’di. “Bu neyin numarası?” diye düşünürken telefonu açtım.
Arayan İngilizce konuşuyordu, neyse ki İngilizce biliyordum. “Dikkat!” diye bağırdı. Bir anda telefon mavi bir portala dönüştü ve ben de dikkat etmediğim için içine düştüm. Çıktığım anda turuncuya dönüşen portaldan bisikletim üzerime düştü.Her yerde “51. Bölge” ve “Yasaktır” gibi yazılar vardı. İki tane değişik insan geldi ve İngilizce bir şeyler gevelemeye başladılar. Ben de azıcık olan İngilizcemle sadece “What?” diyebildim.
Bir tüp getirdiler, beni tüpün içine koyup ağzımı bantladılar. Ardından tüpün kapısı kapandı. Bazı bilim insanları dışarıda tüpe serum bağlıyordu, diğerleri ise bilgisayarlarda bir şeyler kontrol ediyordu. Ne olduğunu bilmiyordum ama her şey daha yeni başlıyordu.
